15 Şubat 2018 Perşembe

2017 yılı en iyi kore dizileri

Şubat ayı bitmek üzereyken 2017 yılının enlerini yazıyorum,hadi bakalım :D Geç olsun güç olmasın'^^
Bu yıl öyle ahım şahım dizi bitirmedim açıkçası,çoğunu yarıda bıraktım,o yüzden bitirdiklerimin çoğunu çok sevdim,geriye dönüp önceden izlediğim dizileri tekrar izlediğim de oldu.Kısaca bahsedecek olursam:

The Legend of The Blue Sea(2016)

Dizi, bir denizkızı hikayesi etrafında şekillenmiş,deniz kızı kıyıya çıktığında bir adamla tanışır,ancak bu adam prens değil,dolandırıcıdır:D  Çoğu Kore dizisinde olduğu gibi jeenkarnasyona değinen oldukça tatlı bir hikayeydi. Zaten başrollerde izlediğimiz Jun Ji Hyun ve Lee Min Ho'nun  oyunculuğu birleşince ortaya kötü bir şey çıkarsalar büyük hayal kırıklığına uğrardım,vesselam çok çok iyi oyunculardan çok iyi bir dizi:)

Filmde deniz kızının dünya hayatını öğrenmeye çalışmasını öğrenmek çok eğlenceliydi,özellikle insanların yalan söyleme sıklığına şaşırması ve yalan söylemeye çalışmasını izlemek trajikomikti:D
İkilinin arasındaki sıcacık ilişkiyi izlemek nedensizce mutlu hissettiriyor ,tavsiye ederim efenim.
***
Goblin(2016)

Bu diziye ne demeli bilmiyorum,beni hem ağlatan hem de bu kadar gülümseten nadir dizilerden,çok tatlı,masum kısacası mükemmel bir diziydi.İki kere izlediğimi söylersem ne demek istediğimi anlarsınız.
Konusundan kısaca bahsedecek olursak :
Goblin, Kore efsanelerinden biri anladığım kadarıyla.Ölümsüz bir yaşam süren goblinin, bu ölümsüz hayatı sona erdirmek için  gelinini bulması gerekmektedir.İşte bu gelini bulduktan sonraki goblin ve gelini arasındaki ilişkiyi izliyoruz biz de dizide.Goblin karakterini canlandıran şüphesiz en iyi Kore oyuncularından-ki kendisinin tüm dizilerini bayılarak izledim:D- Gong Yoo..Goblinin bir canavar olduğunu düşünürsek  bu kadar masum bir canavarı oynayabilecek başka kimseyi düşünemiyorum,rolünün hakkını vermiş.Goblinin gelinini ise Cheese İn the Trap dizisindeki başrol Kim Go Eun canlandırıyor ama  Cheese İn the Trap dizisi konusu  hasabiyle beni çok çekmemişti ve Kim Go Eun rolü gereği orada  donuk-duyguları çok göstermeyen bir kadını canlandırıyordu.O kadar donuk bir rolde oynayan kızın başka bir dizide bu denli değişebileceği aklıma gelmezdi,oyunculuk dedikleri bu olsa gerek. Hakkını vermek lazım,çok iyi bir oyuncuydu,rolü de çok yakışmıştı.
Dizide goblin ve gelini arasında geçenlerden ek olarak goblin ve ev arkadaşı olmak zorunda kalan ölüm meleği arasındaki  dostluk-düşmanlık ilişkisini de çok beğendim. Birbirileriyle durmadan yarışmaları,şakaları,düşmanlıkları ve kaçınılmaz olan dostlukları çok tatlıydı.bir dizide ilk defa yan karakteri bu kadar sevdim.
Ölüm meleğini zaten çoğu dizide başrol olarak gördüğümüz Lee Dong Wook canlandırıyordu.Diziye başlamadan önce onun yan rolde oynamasına çok şaşırmıştım ama ne diyebilirim yan rollere taş çıkartmış ve 'işte böyle ana karakterler kadar çok sevilirsiniz' demiş.Tavırlarına,utangaçlığına bayıldım,harikaydı.

Dizinin bir kısmının  Kanada- Quebec'te geçmesi ise diziyi güzelleştiren başka ayrıntılardan biri. Manzaralara,görselliğe dizide önem verilmesi takdire şayandı.
Özetle,izleyin izlettirin efenim:)
***
  
3-Oh My Venüs(2015)
Başrollerde So Ji-Sub (ki kendisinin oyunculuğunu Master of Sun'dan beri çok beğeniyorum:)) ve fikrimce Kore'nin en tatlı oyuncularından biri olan Shin Min-A yer aldığı dizi genel manada bir spor antrenörü ile kilolarından kurtulmak isteyen bir avukatın arasındaki ilişkiyi anlatıyor. Sıcacık, bol bol güldüğüm bir diziydi.

Dizide genel manada çok kötü biri diyebileceğim bir karakter yoktu,genel manada herkes kendi içindeki problemlere savaşıyordu ki bence bu gündelik yaşama daha uygun.Bir diğer gündelik hayattan yansıyan ise Shin Min A'nın oynadığı karakterin çok çirkin olarak lanse edilip kendini sevmeyen bir kadını değil,hayatından memnun, başarılı ve kendine güvenen kilolu bir kadını canlandırmasıydı. Şükür ya! Artık şu güzellik algısını yıkmanın zamanı gelmişti. Fikrimce en güzel insan,  kendiyle barışık olan insandır. Bu dizide de buna oldukça vurgu yapılıyordu.
Eğer bir şeyi isterseniz bunu başarmak sizin elinizdedir. Bu da oldukça vurgulanan mesajlardandı.
Bu yılın değil de gelmiş geçmiş Kore dizileri enleri oluştursam  rahatlıkla o listeye girebilecek bir dizi diyeyim,izleyin efenim:)
***
4-Strong Woman Do Bong Soon(2017)
Dizi, çok güçlü olan bir kadınla bir adamın ilişkisini anlatıyor,genel romantik-komedi dizilerinin içine gerilim ögesi de serpiştirilmiş,bu yüzden hem gülüyor hem de olayın çözülmesi için kendinizi diğer bölüme geçerken buluyorsunuz.
Çok tatlı,vakit geçirmelik,klişeleri bir yere kadar yıkıp* tam tersinin de olabileceğini size gösteren mükemmel bir diziydi.:)
*Örneğin;
(bu sahneden gülmekten karnıma ağrılar girdi:D)

Başroldeki Park Hyung Sik'i The Heirs'te yan rolde izlemiştim,orada da tatlı bir rolde oynuyordu,burada da aynı şekilde tatlı bir adamı canlandırıyor.Aşkını göstermekten çekinmeyen,tatlı tatlı seven bir adam ve gücüyle sınanan,'normal' olmak isteyen bir kadın..Güzeldi ya :)

***

5-Age of Youth-II(2017)

Bu dizi gündelik hayatı anlatan (slice of life) diziler kategorisinde yer alıyor,gerçekten de günlük hayatı o kadar net yansıtıyordu ve abartıdan o kadar uzaktı  ki sanırım bu yüzden çok sevdim bu diziyi.Lakin ilk sezonunu 2.sezon kadar çok sevemedim, aynı şekilde bir tülü ısınamadığım karakterleri de oldu.Bunlar dolayısıyla favorilerim arasında olmakla olmamak arasında kalmış biri dizi,bu dizi.
Konusundan bahsedecek olursak aynı evde yaşan 4 kızın yanına yeni birinin taşınmasıyla geçen günlerini konu alıyor.Hepsinin hikayelerini değinirken çok güzel ve bol bol güldüğüm bir senaryo canlandırılmış,sıkılmadan izleyecebileceğiniz,şu kapalı günlere ilaç gibi gelecek bir dizi:)
Serinin devamının geleceğini düşünsem de-çünkü tam olarak bir sonuç vermeden hayatın olağan akışında final yaptılar- bunun hakkında bir haber görmedim maalesef.
İzleyin efenim:)
***

6-Prosecutor Princess(2010)

Dizi ,modayla ilgilenen ve babasının zoruyla savcı olmak zorunda kalan Ma Hye Ri ile bir avukat arasında geçen ilişkiyi ve Ma Hye Ri'nin gerçek bir savcı olmasını anlatıyor.
Öncelikle dizinin hukuk çevresinde ilerlemesini çok sevdim ve dizinin davalarla alakalı olan kısımları da romantik ve komik olan yerleri kadar ilgimi çekti.Bir diğer nedeni ise karakterlerin kendine has, oldukça net karakterleri canlandırmasıydı.Ma Hye Ri'yi canlandıran Kim So Yeon da avukat Seon In Woo'yu canlandıran Park Shi Hoo da normalde dizilerde -maalesef ki- çok görmediğimiz oyuncular olmasına rağmen çok iyi bir dizi ortaya çıkarmışlar.
Ayrıca beni şaşırtan nadir dizilerden kendisi,olayların birbirine bu şekilde bağlanacağını hiç beklemiyordum. Sonuç olarak bu diziyi de gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum,izleyin izlettirin:)
***
2017de izlediklerim arasından tavsiye edebileceğim Kore dizileri  bu kadar:)Kendinize iyi bakın,mutlu kalın efendim:)











10 Şubat 2018 Cumartesi

Geçmiş Ola...

(alıntıdır)

Düşün ki bir serçe konuyor omzuna,havada bulut..Evlerin önünde menekşe bir de begonyalar, uzaktan çocuk kahkahaları yükseliyor...
Düşün ki,mevsim sonbahar,ayaklarının altından yapraklar kayıyor..Düşün ki ben de seni düşünüyorum,belli belirsiz bir pencerede ..Arkasında belli belirsiz silüetim..Kendi vicdanımla yüzleşip yüzleşip silikleştiğim...'Vicdan' kelimesinde can buluyor sessiz hıçkırıklarlar.  Allahım nerden geldi bu melankolik hava,Didem Madak uyanacak sanki şimdi uykusundan..'
Sence de biraz bence olmadı mı?!' diyecek.
Düşün ki, konuştuklarımızdan çok güldüklerimizin olduğu bir zaman gelmiş.Sanki ,bir yerde tatsızlaşan ama sonu hep kahkahaya bağlanan bir fıkranın içindeyiz.
Düşün ki, acı sadece lügatta kalmış,çaresizlik kabus olarak anılıyor,düşün ki çocuk hiç öğrenmiyor büyümeyi ve sen hep çocuk kalıyorsun,çocukluğunu sevdiğim..
Düşün ki,yanındayım..Ellerin hiç üşümüyor soğukta ve hiç öğrenmiyorsun kötülüğü.
Düşün ki,bir serçe konuyor omzuna ,eve geliyorsun elinde sıcacık ekmekle.. Pencerede seni bekliyorum..Yansımasında belli belirsiz silüetim..
Kırıp geçiyor bizi zaman,'umut' dedikçe bugünün işinin yarına bıraktığımı hissediyorum..
Geçmiş ola..

19 Kasım 2017 Pazar

Ben Bugünlerde #17

Merhabalar efenim,ben geldim:) Kendime izin verdiğim günden sizleri selamlıyorum,nasılsınız:)


Bugünlerde hayat o kadar hızlı akıyor ki,sanki hiçbir şeye yetişemiyorum.  Üniversitenin son senesini olduğunu umduğum bu seneyi dolu dolu geçirmeye çalıştıkça saatin işleyişi hızlanıyor sanki..  Üniversiteye yeni başlayanlara yada şu anda okumakta olanlara benden  küçük bir tavsiye:Yapmak istediklerinizi ertelemeyin.Ertelediğiniz sürece onu yapmaya hiçbir zaman vakit bulamıyorsunuz. Tabi bana da bu tavsiyede bulunan sayısız kişi oldu ama maalesef, üniversitenin ilk ve en rahat yılını genelde uyuyarak geçirdim,bu yıllara dair en büyük pişmanlığım bu olabilir.. Sizi de ben uyarmış olayım:)

Şimdi efenim genel bir giriş yaparsak bu aralar Harry Potter serisini okumaya yeniden başladım.En son okuduğumda ortaokuldaydım ve Harry Potter çocukluktan gençliğe -diğer tabiriyle ergenliğe - adım attığım o yıllarda tadı damağımda kalan ilk geniş seriydi..Şimdi başa dönüp o duyguları tekrar ve tekrar yaşıyor olmak sihir gibi:)İşte o zamandan bu zamana  Harry Potter'a ,Hogwarts'a, her sene sınav döneminden önce yada sonra filmlerini izlemeye ,o dünyaya tekrar girmeye,kendimi ağlarken bulup 'bu filmde de mi?!' diye yakınmaya  bayılıyorum!:D
Bu seride en çok Hermonie'nin kitaplara olan aşkını,Ron'un hafif saflığını,Harry'nin cesaretini,Neville'nin iflah olmayan unutkanlığını seviyorum:)Filmlerini izlemiş ,çok beğenmiş ama seriyi okumamış, yada film-kitap serisiyle şimdiye kadar tanışmamış olanlar ve fantastik her şeyi sevenler için yaşınız kaç olursa olsun kesinlikle tavsiyemdir!

Şu günlerde okuduğum diğer bir kitap Göze Göz-Suç ve cezanın küresel tarihi..Şimdi bu kitap biraz daha ilgiye yönelik olduğu için şöyle söyleyebilirim,suç ve ceza kavramlarının dünyada nasıl geliştiğini merak edenler ve örneklerle hangi suça nasıl ceza verildiğini öğrenmek isteyenler - ama en önemlisi hukuk okuyanlar yada okumak isteyenler içim muazzam bir yapıt olmuş,tavsiyemdir.

Bir önceki postumda bolca film önerisi yaptığımdan ötürü burada birkaç dizi önerisinde bulunmak istiyorum. Son zamanlarda beni derinden sarsan, 'yok artık!' dedirten ilk önerim Black Mirror. 3 sezondan ve toplam 13 bölümden oluşan,her bölümü film tadında ve konu itibariyle devamlılık arz etmeyen, şimdiye kadar izlediğim en güzel dizi! Teknolojinin hayatımıza soktuklarını,insanlarla olan ilişkilerimizi konu alan dizinin bölümlerinde çeşitli konularda teknolojiyi eleştiriyor.Merak edenler ''ama ilk bölümden başlamayıp 1 saatlik bir bölüm izleyeyim önce'' diyenler için favori bölümüm  3.sezondan hemen önce yayınlanan 'White Christmas' bölümü. Ne diyebilirim daha fazla bilmiyorum izleyin izlettirin!:D

Bugünlerde izlemeye başladığım ve hem bölümlerinin gereksiz uzun olmaması ,hem de cinayet-dedektif konulu yapımlara bayılmam sebebiyle sevdiğim Criminal Minds. Yine her bölüm birbirinden farklı olaylarla değinen seri, bir profil çıkarmaya yönelik FBI grubunun çözdüğü cinayetleri konu alıyor. Bu alanda yapılan onca dizi arasında ilk defa 13 sezon olup hala devam eden bir yapım görüyorum:D İzleyin derim:)
2 tane de Kore dizisi önereyim Kore severlere:)

Bu diziyi izlemeyen kaldı mı bilmiyorum ama kesinlikle ilk önereceğim Goblin! Hayatımın bir döneminde deli gibi Kore dizisi izlediğim için şu zamanlarda Kore dizisi beğenmekte zorlanıyorum ve artık çok nadir izliyorum ama AMA bu diziyi 2 defa izledim!!:D Oyuncu kadrosunun güzelliği bir yana- Gong Yoon ,Lee Dong Wook,Yoo In Na- senaryo metni o kadar harika yazılmış,dizi öyle güzel yerlerde çekilmiş ki hiç bitmesin istedim:D Sonunun da -çoğu Kore dizisinin aksine- insanın içine sindiğini söylemem gerekiyor.
Konusundan kısaca bahsedecek olursam; ölümsüz bir yaratık olan goblinin,bu ölümsüzlüğe son verecek olan gelinini aramasını konu alıyor.
Çok tatlı,bol bol gülümsediğim ve güldüğüm naif bir yapım:)
(Bu sahneye her seferinde gülüyorum:D)

Bir diğer önerim ise Age of Youth 2.sezon.
Öncelikle söylemem gerekiyor ki önce 2.sezonu izleyip sonradan 1.sezonunu izlediğim için bana 2.sezon daha hoş,daha komik geldi.O yüzden eğer 'ben tüm olayları zorlanmadan anlayayım' derseniz 1.sezondan başlayın.
Aynı evde yaşayan 5 kızın günlük hayatını anlatan dizinin en çok gerçekçiliğini,yaşananların abartıdan uzak olmasını sevdim.Kore dizileriyle çok haşır neşir olmayan arkadaşım bile 'Bu dizi güzelmiş.' diyerek birkaç bölümü benimle izledi:)Günlük hayatının içine serpiştirilmiş gizemle beraber, dizi tadından yenmez bir hal alıyor. Tavsiyemdir efenim:)

Bugünlerde bolca dinlediğim şarkıların listesini de şöyle bırakayım,yeni şarkı tavsiyelerine de açığım demek oluyor tabi bu:D
Merkür Retrosu-Güler Özince
Eteği Belinde-Manuş Baba
Ya Bu İşler Ne-Mabel Matiz
Escape-Kehlani
Küsmedim-Ezgi Aktan
Vem Vet?-Lisa Ekdahi
Despacito(tabiki!:D)
All is Well-Austin Basham
Lets Go Kua:Lia Carl and Buddies

Bu aralar favori kahvelerim de Ankara Kahve Festivalinde tanışma fırsatı bulduğum  Coffee Manifesto'nun Malawi kahvesi ve Probador Colectiva'nın Etiyopya kahvesi oldu.Filtre kahve sevenlere şiddetle tavsiyemdir.İçimi kolay,-Malawi bir tık daha sert- süt ve şeker gerektirmeyen leziz tatları var.(İnternet üzerinden satışları olduğundan bahsetmişlerdi ama hangisinindi emin değilim'^-^)
Bir tane de manga önerisinde bulunup bu yazıya son veriyorum:)-mangayı en kısa özetle şöyle anlatabilirim sanırım;Japon çizgi romanları.-yanlışım varsa affola:D- 


Ao Haru Ride
49 bölümde tamamlanmış ,Türkçeye çevrilmiş, aynı zamanda animesi olan mükemmel bir romantik (onların tabiriyle shoujo) manga. Asıl kızımızın ilk aşkını çok naif,tatlı bir dille konu alıyor. Hem 2-3 kere okuduğum bir manga olması  hem de şu aralar okuyacak benzer manga arıyor olmam sebebiyle sizinle paylaşayım dedim:) Manga severlere yada tatlı bir çizgi roman okumak isteyenlere tavsiyemdir.

Şimdilik kendinizi iyi bakın,mutlu kalın efenim:)

25 Eylül 2017 Pazartesi

GÜZ İÇİN BATTANİYE ALTI FİLM ÖNERİLERİ

 Mevsim geçişlerine olan isyanımı bu yazıda da dile döküp hepinizin başını şişirebilirim elbette yada en kısa ve acısız olanından bu münasebetsiz konuyu atlayarak  mevsimi değil ama mevsimin bana sevdirdiklerinden bahsederek hepimizin gününü aydınlatabilirim. Güz dendiği zaman aklıma  ilk gelen şey battaniye altı kitap okumak yada dinmek bilmeyen yağmurlar eşliğinde film izlemek oluyor.. 'Artık soğuk kahve mi içsem sıcak mı,ama kahve dediğin de sıcak olur canım!' ikileminde kalarak kendime işkence etmektense hemen içimi ısıtan kahveyle ellerimi ısıtmak.. Şemsiyemi yanıma almadığım günlerde yağan yağmura içerleyerek eve doğru koşar adım yürümek, tüm hıncımı  yumuşacık battaniyenin altında ısınırken unutmak..
 Konuyu fazla uzatmadan battaniyeye ve yağmurlara çok yakışan, bayıldığım birkaç filmi sizinle paylaşayım dedim, bu aralar izleyecek film bulamayanlara, bulup da emin olamayanlara faydalı olmasını umuyorum:)


A Walk to Remember dönüp dönüp izlediğim oldukça klişelerle dolu bir film.Oldum olası klişelere bayılan bir insanımdır!:D Carter isimli kendini beğenmiş, ne yaptığı belirsiz esas oğlanımızın ceza alması sonucu çekingen ve kendi halindeki Jamie ile tanışmasını konu alan film -başta söylediğim gibi klişelerle dolu:D- 2002 yapım. Romantik, dram türünün en tatlı filmlerinden biri fikrimce. Her izlediğimde duygularım alt üst olsa da kendimi huzurlu hissettiren yapımlardan olduğunu söylemeliyim.


Bir diğer filmimiz Mr. Church..
Bu filme bayılıyorum! Yemekler,kitap, caz.. İnsan daha ne ister bilemiyorum:D Film, bir eve aşçı olarak giren Henry Joseph ile evin küçük kızı Chorlette arasında olan ilişkiyi anlatıyor. Zaman zaman arkadaş, zaman zaman da baba-kız gibi görünen bu ilişkinin geçiş evrelerini, içine kapanık, kitaplardan,yemekten ve cazdan anlayan Mr. Church' ün kendine özgülüğünü seyrediyoruz film boyunca. Mevsime o kadar yakışan bir film ki izleyin demekten başka bir şey düşünemiyorum yazmak için..


Bir diğer önerim kesinlikle Özgürlük Yazarları..
Muazzam bir filmdi, Amerika'da 90'lı yıllarda yapılan ırk ayrımcılığını liseli gençler üzerindeki etkisini ve onları neye sürüklediğini anlatıyor.Gerçek hayattan uyarlanan film olması da abartıya kaçılmayan doğal bir yapım olmasında etkili olmuş tabi.Ortada renk,dil,din ayrımcılığı olduğu müddetçe maalesef bu türde olan filmler de yapılmaya devam edecek. Mutlaka izleyin:)

Biraz aksiyon olsun ne bileyim kovalayalım kovalanalım derseniz dönem filmi olan Müttefik'i önerebilirim. Brad Pitt ve Marion Cotillard'ın filminin kötü olması beklenemezdi zaten ama dönemi o kadar güzel yansıtan bir film olmuş ki.. Aksiyon dram..Her şey olması gerektiği kadardı. Ajan filmlerini seviyorsanız- ki ben bayılırım:D- izleyin derim:)



Masal uyarlamalarını sevenlere iki tane Güzel ve Çirkin uyarlama filmi önereceğim.Birincisi Emma Watson'ın oynadığı 2017 yapım Disney filmi,diğeri ise 2014 yapımı bir Fransız filmi. Orjinaline daha  çok bağlı kalan tabiki Disney uyarlaması olsa da ikisi de çok çok güzeldi.Masal severler eminim ikisine de bayılacaktır:)



Animasyon filmleri bu havalar için birebir.. Canlandırıcı, rahatlatıcı, bir nevi huzur dağıtıcı:) Zootopia son zamanlarda izlediğim animasyonlar arasında en iyisi -ki zaten Oscar ödülü aldı-.Her zaman polis olmak isteyen tavşanımız Judy, çeşit çeşit hayvanların yaşadığı  Zootopia'da hayaline kavuşurken ,burada meydana gelen çeşitli vakalarla ilgilenirken ,konuşkan tilki Nick ile tanışır ve kendini tatlı bir maceranın içinde bulur. Animasyon severlerden izlemeyen kaldı mı bilmiyorum ama izlemeyen herkese tavsiyemdir,çok tatlı bir film:)




Son olarak geçmiş zamanda kitabından bahsettiğim,filminin de yakında çıkacağını duyurduğum Everything Everything'in uyarlamasına kavuştuk! Çok iyi uyarlanmış, sahneleri özenle hazırlanmış bir yapım olduğunu söyleyebilirim öncelikle. Kitabını ne kadar sevdiğimi eski yazılarımı okuyanlar bilir,hayliyle filmini sevmem de kaçınılmazdı.Kitabı bilmeyenler için kısaca konusundan bahsedecek olursam; çoğu şeye alerjik reaksiyonlar gösteren bir hastalığa sahip Madeline 17 yaşına kadar evinden dışarı adım atmamıştır. Dış dünyayla olan bağlantısı  kitap yorumları yazdığı blogu, annesi ve hemşiresi Carla ile sınırlıdır.Ta ki evlerinin yanına yeni komşuları taşınana kadar.Komşusu Olly ile arasında başlayan dostluğu,arkasından gelen aşkı büyük bir keyifle izledim.Hemen hemen Aynı Yıldızın Altında tarzında bir film olduğunu söyleyebilirim lakin replikleri, Madeline'in düşündüğü dünya bu filmi izlenilmeye değer kılıyor.:)

(alıntıdır.)


Son olarak  şimdi okullu olan yada tatilinin sona ermesiyle işine dönen herkese en içten sevgilerimi yolluyorum, her şeyin tadı başka azizim:)Keyifli bir sonbahar geçiriyor olmanız dileğiyle..
 Kendinize iyi bakın,mutlu kalın..







20 Ağustos 2017 Pazar

İç ses kavanozum sizsiniz..



Bazen öyle anlar  yaşarsınız ki bu anları bir kavanozun içine koyup sonsuza kadar saklamak istersiniz .. İçinizden sadece bu gelir. Böylece o kavanozu her gördüğünüzde böyle bir an yaşadığınızı hatırlayacak ve o  kavanoz var olduğu sürece bu paha biçilmez anı hiç unutmayacaksınızdır.
İlkokulda bir gösteri hazırlamıştık,mezuniyet için.. 5.sınıfın son günleri..Mevsim yaz..
Sahnede değilim, Sıranın bizim gösterimize gelmesini beklerken arka taraftan sahnede olan arkadaşlarımı izliyorum.. Mutluluktan gözlerimin dolduğunu ve içimde bir şeylerin yeşerdiğini hatırlıyorum.Bir şeylerin dönemecinde olduğumu hissettiğim,bir vedaya verilen değer..Sadece bu an.. O zamanı benim için paha biçilmez yapan sadece bu an..
Ortaokuldayım..Türkçe öğretmenim büyük bir kolinin kapağını açıyor , o kutunun içinde ne olduğunu o denli merak ediyorum ki yerimde duramıyorum. sonra içinden bir kitap çıkartıp bana uzatıyor..o muhteşem ve birkaç saniyelik zamanda kendimi evrendeki en şanslı öğrenciymişim gibi hissediyorum..
Lisedeyim ..Beden eğitimi dersi için hazırlanıp yokuştan inerken saçımı at kuyruğu yapıyorum ve canım dondurma çekiyor. Havada bahar kokusu ve üzerimde öğleden sonranın tembelliği var..
Bundan sonra yaşayacağım şehre yerleşmek için , üniversiteye kaydımı yaptırdıktan sonra şehre ilk gelişim..Vakit gece,yazın dayanılmaz sıcaklığı yerini hafif bir yaz akşamına bırakmış, arabanın camından şehrin girişindeki yükselen binalara bakıyorum..Yüzüme hafif bir rüzgar çarpıyor,etraf kırmızı turuncu araba ve bina ışıklarıyla çevrili..Bir şeylerin başlangıcı.. Hayatımın yepyeni bir bölümü..Neler olacağının öngörülemezliği yüzünden midemde hissettiğim garip kelebeklenme..
Kursa geç kaldığım ve yaza geçiş evresinde yaşadığım bunalmışlığın üzerime yapıştığı bir nisan ikindisi..Kursun kapısından içeri girişim ve onun sadece beş saniyeliğine yan gözle sırtını duvara yaslamış görüşüm..  Bu anın içimdeki amansız duygusu.. Kalbimde değil, tam olarak aklımda.. Aklımda bu anı varlığı bilmezken bile yenileyişim..
Finallere hazırlanırken canım sıkkın bir şekilde eve girişim ve bir odanın akşam güneşiyle hayatımda gördüğüm en güzel en yumuşak turuncuya boyanmış olduğu görmem..


Bazen öyle anlar yaşarız ki,yaşarken o anın, o kısacık zamanın bizim için her şeyden kıymetli olduğunu ve bu kısacık zamanı hiç unutmayacağımızı hissederiz. Bazen öyle zamanlar gelir ki ,hayat bizi dibe çekmeye uğraşır.. Dibe,daha dibe daha dibe.. Ama biliyor musunuz, sanırım bu kısacık zamanlar sayesinde , böyle anları yaşayabilmenin gücüyle her zaman bir kez daha ayakta kalmaya çabalarız. Bunun adı benim için huzur.. Midemde hissettiğim garip kelebeklenme.. Tüm dünyanın bir anlığına sessizleşmesi ve  o muhteşem ,kısacık zamanda dünyanın bir saniyelik bile olsa kendi etrafımda dönüyor oluşu.. 
Benim için kavanoz okuduğunuz bu satırlar ve sizin zihniniz.. Kendi iç sesinizle sizlere anlattığım bilmem kaçıncı iç sesimi okuyuşunuz.. Siz de iç sesinizi benimle/bizimle paylaşın ki bir yerlerde kavanozunuz her daim saklı kalsın:)
Bunu söyledim mi bilmiyorum ama burada olduğunuz her saniye çok özel ve değerli,
iyi ki varsınız..
Kendinize iyi bakın, mutlu kalın..



8 Temmuz 2017 Cumartesi

Bir Küçük Kitap Meselesi

Uzun bir aradan sonra herkese merhabalar:)Nasılsınız efenim,gerçi mevsimin en sevilen muhabbeti 'esmiyor'dan girsem herkes için kısa yoldan bir cevap olurdu sanırım.Buralar da esmiyor,gelmek bilmeyen sıcaklar hepimize hoş(!) bir süpriz yaparak 40 dereceyle alın size dedi sanırım:D
Konumuza dönecek olursak ben  sınavlar münasebetiyle daha yeni yeni kendime geliyorum,kitap okumaya,dizi izlemeye geri dönüş yapıyorum,daha bütünleme sınavlarının önümde uzandığını düşünürsek tam manasıyla tatile başlayabildiğim de söylenemez,n'apalım artık bizde de yaz böyle geçiyor:)
Sınavların bitmesine yakın o kitap sitesi senin bu kitap sitesi benim gezerek sipariş vereceğim kitapları ayarladım.Hepsi birbirinden güzel görünüyor,2 aydır doğru dürüst kitap okuyamadığımı düşünürsek beğenmemem garip olurdu zaten:D
Bitirdiğim üç kitaptan biraz bahsettikten sonra diğerlerini tanıtmaya geçeyim.
Kitabın Adı:Güneş De Bir Yıldızdır
Yazarı:Nicola Yoon
Yayınevi:Pena Yayınları
Goodreads puanı.4.15
*
Yolculukta okuyup yarıladığım Güneş de Bir Yıldızdır, Nicola Yoon'un Her Şey'den sonra ülkemizde çıkan ikinci kitabı.Her Şey'e ne kadar vurgun olduğumu burada söylemiştim zaten.Okumayan kaldıysa mutlaka okusun!!Yakında filmi de çıkacak bildiğim kadarıyla.
Güneş De Bir Yıldızdır kitabında olaylar Natasha ve Daniel arasında gelişiyor.Sırayla karakterlerin ağzından anlatılan kitabI- Her Şey'e vurulduğum kadar vurulmasam da- çok beğendim.Eğlenceli ve hemen okunan tatlı bir kitaptı.Nicola Yoon yalın dili ve düşündüğünü çok güzel aktarmasıyla beğendiğim yazarlar arasında.
Kitap sınırdışı edilmesine 24 saatten az kalan Natasha'nın Daniel'le karşılaşmasıyla başlayan olaylar örgüsünü önümüze seriyor..Birbiri içine geçmiş hayatları görmek her zaman inanılmaz keyifli oluyor.Bu kitapta da bunu bolca görüyoruz.
Birbirimizin hayatlarına belki teğet geçiyor belki de bodoslama dalıyoruz,ilginç olansa neler olduğu hakkında hiçbir fikrimiz yok.
Yaz için okunacak kitap arıyorsanız-aslında herhangi bir dönem için bir kitap arıyorsanız-tavsiyemdir,okuyun okutturun.
*
     Japonların bir deyimi var:Koi no yokan.tam da böyle hissediyordum.İlk görüşte aşık olmak değil de ikinci görüşte aşık olmak gibi bir anlama geliyor.Aslında daha sonra aşık olacağınız biriyle tanıştığınız zaman hissettiğiniz duygu diyebiliriz.Belki o an aşık olmadınız ama daha sonra kesinlikle aşık olacaksınız,bu kaçınılmaz.
    Hayat bir trajedi değil mi ki?Sonunda hepimiz öleceğiz.
    Belki de bir insana aşık olmanın içinde insanın kendine aşık olması da vardı.Onun yanındayken olduğum kişiyi seviyordum.Aklımdan geçenleri ona söylemeyi de seviyordum.Önüme koyduğu bütün engellere rağmen ona gitmeyi de seviyordum.normalde pes ederim ama bugün etmedim.
    Umursamamanın devrimci bir eylem olabileceği daha önce hiç aklıma gelmemişti.
Kitabın Adı:Gözde Bekar
Yazarı:Curtis Sittenfeld
Yayınevi:Mona Yayınları
Goodreads puanı.3.63
Gözde Bekar,modern bir Gurur ve Önyargı uyarlaması.Belki söz konusu Gurur ve Önyargı olduğu için beklentim çok çok yüksekti,o dünyada uyarlama olarak da olsa tekrar yaşamak istiyordum.Lakin kitap hakkında ne müthişti diyebiliyorum,ne de vasattı.Boş bir zamanda keyifle okunabilecek bir kitaptı ama Liz'e ısınamadım,Darcy'e karşı tutumu bana çok kaba geldi.Gurur ve Önyargı'da Elizabeth'in haklı bir kırılmışlıkla yaptıklarını mazur görebiliyordunuz ve Darcy'i anlamasını kitap boyunca sindiriyordunuz.Bu uyarlamada ise açıkçası Liz pek aşıkmış gibi gelmedi bana, o yüzden bayıldığım bir kitap olmadı.
Sözün özü;eğer ben gibi Gurur ve Önyargı'nın getirdiği o yüksek beklentiyle okumazsanız eğlenceli,film tadında bir kitap:)
Kitabın Adı:Kalbimde Tadilat Var
Yazarı:Mary Kay Andrews
Yayınevi:PegasusYayınları
Goodreads puanı:3.88
Kalbimde Tadilat Var kitabı çok tatlı, umut vaat eden bir kitaptı.Yeni başlangıçların olduğu,umudun tazelendiği yada kadınların kendi ayaklarının üzerinde durarak bir şeyler başardığı kitapları okumaya bayılıyorum.Dolayısıyla Kalbimde Tadilat Var kitabını daha okumadan sevmiştim:)Yiğidi öldür hakkını yeme derler,yazarın dili de oldukça akıcıydı,480 sayfalık kitabı okurken hiç sıkılmıyorsunuz.Bence bu bile başlı başına mükemmel..Debbie Macomber'in tarzında olduğunu söylersem hata işlemiş olmam sanırım..
Patronunun yolsuzluğa karışmasıyla Dempsey'in kendi hayatı da alt üst olur,yaşadığı yerden uzaklaşarak bundan sonra hayatına nasıl devam edeceğine karar vermek için babasının teklifiyle anne tarafından babasına miras kalan evi onarmak için küçük bir kasabaya gider.Bundan sonra sevgili ana karakterimizin yavaş yavaş hayatını şekillendirmesine tanık oluyoruz.:)
Geleceğe umutla bakmayı,düşmeyi ama düştüğün yerden kalkabilmeyi öğretti bana bu kitaplar:)Yılmak kelimesini böyle kitaplar sayesinde hayatımda daha az kullanır oldum.
Umuda ihtiyacınız varsa tavsiyemdir,okuyun:)
Diğer kitapların isimlerini buraya bırakayım,siz de içinde okuduklarınız varsa bana fikirlerinizi söyleyin:)
Şimdi Moda Pastel
-oldukça komik bir kitap olduğunu duyduğum için aldım,kim okusa kahkahalar attım diyor:D-
Goodreads puanı:4.03
**
Gökkuşağının Ardında
-Kanser bir annenin ve oğlunun yaşadıklarını anlattığı yazıyor arkasında.Nedense aklıma Room filmini getiriyor-
Goodreads puanı:4.30
**
Her Kalp Kendi Şarkısını Söyler
-Büyülü bir aşk hikayesi imiş-
Goodreads puanı:3.98
**
Kalpsiz
-Marrissacım Meyer'den yeni bir masal uyarlaması!!Okumak için sabırsızlanıyorum.Karşınızda Alice Harikalar Dünyasının kraliçesi!!:)
 Goodreads puanı:4.07


Yıldızlara Sarılı Kraliçe
-kapağına,cildine bayıldığım,okuduğum yorumlardan anladığım kadarıyla sürükleyici bir fantastik kurgu.
Goodreads puanı:3.57
**
Renkli Göğün Altında
-Çin öğretileriyle bezenmiş iki kızı anlatıyor.-
Goodreads puanı:3.99
**
Beni Gitmiş Say
-Mila'nın özel yeteneğiyle ortaya çıkardığı bir hayatı anlatıyor.-
Goodreads puanı:3.43
**
'Çocuksun sen sesinin çağlayanına düştüğüm
Bir çiçeğe tutundum düşerken,ordayım hala
Zaman benim işte,nesneleşiyor tüm anlar
Nasıl gidip geliyor gidip geliyorsa öyle
Dursam ölürüm paramparça olur dünya
Çocuksun sen sesinin çağlayanına düştüğüm..'
**
Hepinize/hepimize iyi okumalar efenim:)
Mutlu kalın..


   

15 Nisan 2017 Cumartesi

Kırtasiye Alışverişi (Aliexpress ve diğerleri)

   Merhabalar efenimm,ben geldim:)Nasılsınız görüşmeyeli?

Postun başlığından da anlayacağınız üzere bu yazı tammamen kırtasiye malzemeleri üzerine olacak.Öncelikle bu yazıları uzun zamandır yazmadığımı fark ettim,hazır Aliexpress'ten de ilk alışverişimi yapmışken bir yazı yazayım dedim.Ben gibi kırtasiye tutkunları için linklerini de aşağılarına bırakacağım:)Şimdiden keyifli okumalar dilerim..
Aliexpress'ten ilk  alışverişi yaparken çok tedirgindim,ya ürünler istediğim gibi gelmezse yada çok geç gelirse diye..Öncelikle yabancı bir alışveriş sitesinden sipariş verilmesinde belli bir günü göze almak gerekiyor,ister istemez bekliyorsunuz.En iyisi sipariş verip sonra da onu unutmak:D Benim sipariş ettiğim ürünler 15-16 gün içinde geldi, ama bunda büyük ihtimalle ücretlerinin çok düşük olması ve firmaların hemen yollaması etkili oldu,hepsi böyle olacak diye bir şey yok.
Alışveriş yapmadan önce Yechis'in blogundan oldukça faydalandım.Göz atmak için tık tık
Bir de bu youtube videosu oldukça iyi açıklamış,tık tık
Aliexpress'le ilgili bilgilendiğim yazıların linkini buraya bıraktıktan sonra söyleyeceğim;
-satıcının satış durumuna ve giden ürünlerin bulunduğu ürün yorumlarına mutlaka dikkat ettikten sonra sipariş sepetinizi hazırlamanız olur:)
Şimdii  benim neler aldığıma gelirsek:)Üst resimde gördüğünüz 10 kalemli seti(bir tanesi mürekkebi aktığı için onu atmak zorunda kaldım)bir mağazadan,diğer postitleri ise başka bir mağazadan aldım ve hepsinden ayrı ayrı çok memnun kaldım.
Kedili post-itlere buradan ulaşabilirsiniz.
Bu post-itlerin boyutları oldukça küçük olsa bile o kadar güzel ve kaliteli bir set ki bakıp bakıp geri koyuyorum.Kare şeklinde olanlar kibrit kutusunun yarısı kadar,ufak tefek notlar almak için kullanabilirsiniz.
10lu kalem setine buradan ulaşabilirsiniz.
Özellikle ince uçlu jel kalem sevenler için ideal bir set.Ana renkleri bulunduran sette koyu yeşil olanın jeli maalesef pakete akmıştı,onu atmak zorunda kalsam da devamı çok iyiydi.
Türkiye'de bu seti uçuk fiyatlara sattıkları için şu an halimden gayet memnunum,seti çok çok beğendim! 
5li post-itlere buradan ulaşabilirsiniz.
Sık sık kullandığımız 5 renkli post-itlerin malzemesinden yapılmış olan bu set zikzaklı,puantiyeli ve üzerine yazı yazmak için elverişli.Derslere çalışırken kullanmaktan yada okuduğu yazıları işaretlemekten hoşlananlar için hem fiyat olarak uygun hem de farklı seçenek sunuyor:)
Diğer post-it setlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Bu setlere de ayrı ayrı bayıldım!!Renk seçenekleri,boya kataloglarını andırıyor:D Kağıt post-itlerden oluşan setler özellikle üzerine not almak için oldukça ideal.
Çeşitli kırtasiyelerden aldığım bu stickerlardan ise şekil ve boyut olarak her ne kadar memnun olsam da -özellikle karpuz şeklinde olan- arkasındaki yapışkanlardan dolayı birbirine sıkı bir şekilde yapışmış ve birbirlerinden zar zor ayrılıyorlar.Bunu paketi açmadan maalesef ki fark edemiyorsunuz.Yine de sırf şekilleri güzel olduğu için koleksiyonumda yer almalarından memnunum,bir hal çaresine bakacağım artık:D

Mickey Mouse'lu dosyayı gördüğüm anda elime aldım!:D Hem turuncu olmasına hem de çizgi roman şeklinde üzerinde yer alan çizimlere vuruldum!Şunun güzelliğine bakar mısınız!:)
Altta olan post-it setler de Notix'in yapışkanlı not kağıtları setinden.Başka seçenekleri var mı bilmiyorum ama kağıt malzemeli set,üzerine yazı yazmak için kullanışlı.

Not alarak çalışmayı sevdiğim için kırtasiyeye her girdiğimde birkaç kalem almadan çıkamıyorum.Özellikle ince uçlu-0.5-0.3 olan -kalemleri buldum mu kendime hakim olamıyorum:D 
Mikronun fineliner seti ise o kadar güzel ki!Hem mürekkebinin kağıtta dağılmaması hem de ince uçlu olmasını çok beğendim.Kalem sevenlere şiddetle tavsiye ediyorum.
Artline serisinden tek renk almış olsam da kalem- işlevinden dolayı -yazı yazmak için çok da elverişli değil gibi geldi bana,biraz zorlandım.Ama grafik-şema çizmek için çok uygun.
Dong-a'nın mycolor 2 çift taraflı serisi çok çok güzel!Renkleri oldukça canlı hem not almak hem de notların altını çizmek de çok işime yarıyor.


Madam Coco'daki kırtasiye reyonunu görüp önünden bir saat boyunca ayrılamadığım doğrudur efenim!:D
Hepsinin fiyatları çok uygundu,3-4 lira gibi fiyatlara Madam Coco'da bir şeyler bulabilmek bende şok etkisi yarattı:D
Son olarak bir siteden bahsetmek istiyorum:
Bu hafta keşfettiğim Huntersofbook sitesi,ikinci el satıp-alabileceğiniz bir alışveriş sitesi.Oldukça uygun fiyatlara istediğiniz kitapları bulabilirsiniz:)
Benim profilime bakmak için tık tık..
Kendinize iyi bakın,mutlu kalın:)