26 Haziran 2018 Salı

Superstar--limonata tadında film maratonu

Film maratonu adına ilk yorumlayacağım filmle herkese merhabalar:)


Filmle ilgili ilk söyleyebileceğim şey çok tatlı,duygusal bir yapım olduğu olabilir. Aamir Khan'ın izlediğim diğer filmlerinden de yola çıkarak söyleyebilirim ki filmleri her zaman bir toplumsal sorun çevresinde gelişiyor. Aslında nedir,nasıl olmalıdır? Sorunlar her daim etrafımızda olunca bir zaman sonra görmemeye,görsek de tepki vermemeye başlıyoruz ne yazık ki..O yüzden  altyapısı 'Sorun var,unutmayın,alışmayın.' temalı filmleri seviyorum..


Konusundan kısaca bahsetmem gerekirse:
Müziğe aşık,gitarıyla uyuyup uyanan İnsu'nun ,katı bir mantığı-ne kadar mantık denilebilirse- olan babasıyla ve çocukları için yaşayan annesiyle olan ilişkilerini konu alan yapımda  bu toplumda kadın olarak varolmanın zorluklarını, daha doğrusu kabul edilmemenin getirdiği baş eğmeyi film boyunca yavaş yavaş işliyor.
İnsu için her zaman hayal olan şarkı söylemek Youtube'a video yükledikten sonra bir anda milyonlarca dinlenmesi ve sektörden hızlı düşmekte olan müzik yapımcısı  Shakti Kumar ile tanışmasıyla bir anda somut hale gelen aslında bir hayata tutunma mücadelesini bir çocuk gözünden anlatıyor.
Diğer yandan bir annenin çocuklarıyla olan ilişkisini o kadar güzel anlatıyor ki,sanırım filmde en sevdiğim sahneler İnsu'nun annesinin olduğu sahneleriydi..



 Velhasıl kelam aile olarak,tatlı bir film izlemek isterseniz oldukça doğru bir tercih bence:)Mutlu kalın..





21 Haziran 2018 Perşembe

Limonata Tadında Film Maratonu

Merhabalar efenim,ben geldim:)
Uzun zaman oldu bir etkinliğe katılmayalı ama bu etkinliği görünce duramadım,hem bir nebze kendimi motive etmiş olurum diye de düşündüm  film konusunda..
Engineering Vibes ve The Saglam's'ın başlattığı etkinlikte  limonata içip(şaka tabi ki:D) 9 Haziran-9 Eylül arasında 2016-2017-2018 filmlerinden oluşturduğumuz 30 filmlik listemizi izliyoruz. Ben de  sevgili Sibelynka'nın listesinde gördüğüm bir animeyle etkinliğe katılmış buldum kendimi:))
(alıntıdır.)

Etkinliğin koşulları oldukça basit:
*30 filmlik bir liste oluşturmak ve listeyi mümkünse paylaşmak.
*9 Haziran-9 Eylül arasında bu listedeki filmleri izlemek.
(alıntıdır.)

Listeyi paylaşmadan önce söylemeliyim ki belirlenen yıllara ait filmlerden merak ettiğim çoğu filmi izlemişim,çünkü merak ettiği şeyi yapmadan duramayan biriyim:D O yüzden izlediğim birkaç filmi en alta yazıp izlediğimi belirteceğim,zamanım kalırsa onları tekrar izleyeceğim( ezberleyene kadar aynı filmi izleyip duranlar burada mı?^^) ,zamanım kalmazsa da yavaş yavaş yorumlarını blogumda paylaşacağım..
Etkinlik katılmak isteyen herkese açık. Katılırsanız postun altında  bana da link bırakmayı unutmayın:)
(alıntıdır.)


1-Be With You (2018) imdb:7.5 
2-Set İt Up (2018) imdb:6.6
3-Başlat: Ready Player  One (2018) imdb:7.7
4-Yok Oluş (2018) imdb:7
5-Black Panther (2018) imdb:7.5
6-The Midwife (2017) imdb:6.8
7-Sahaf (2017) imdb:6.6
8-Umut Bahçesi (2017) imdb:7
9-Blade Runner (2017) imdb:8.1
10-The Big Sick (2017) imdb:7.6
11-Mary and The Witch's Flower (2017) imdb:6.8
12-Coco (2017) imdb:6.8
13-The Post (2017) imdb:7.2
14-Elveda Christopher Robin (2017) imdb:7.1
15-Senin Adın (2016) imdb:8.4
16-Aşkın Çekimi (2016) imdb:6.8
17-İftarlık Gazoz (2016) imdb:7.5
18-The Fundamentals of Caring (2016) imdb:7.3
(bundan sonrası izlediğim ama tekrar izlemeyi düşündüğüm filmler:)
19-Everything.Everything (2016) imdb:6.4
20-Kaptan Fantastik (2016) imdb:7.9
21-Doctor Strange (2016) imdb:7.5
22-Fantastik Canavarlar Nelerdir Nerelerde Bulunurlar ( Bunu da etkinlik tarihleri arasında tekrar izlemiştim:)) imdb:7.4
23-Three Bilboards Outside Ebbing ,Missouri (2017) imdb:8.2
24-Superstar imdb:8.1    (7.5)
 *
Devamını izledikçe tamamlamayı düşünüyorum:)
(alıntıdır.)

Etkinliğe katılan diğer  arkadaşlar da şöyle:)
(alıntıdır.)

Şimdiden herkese keyifli seyirler,mutlu kalın..

19 Haziran 2018 Salı

BÜYÜDÜĞÜN ZAMAN ANLAYACAKSIN-kitap yorumu-

Hızlı bir geri dönüş yapmışken aynı hızla devam edeyim , okuduğum kitap da bitmiş ve ben her sayfasında huzur bulmuşken sizlerle de paylaşayım istedim:)


Kitabın adı: Büyüdüğün Zaman Anlayacaksın
Yazarı: Virginie Grimaldi
Çeviren: Gülşah Ercenk
Yayınevi: Yan Pasaj Yayınevi
Sayfa sayısı: 404
Goodreads puanı: 4.3
Arka kapak yazısı:
Bazen en ummadığın yerde ve kişide bulursun aradığını...

“Başımı Marc’ın karnına yaslamıştım ve birlikte Game of Thrones’u izliyorduk. Keyfimize diyecek
yoktu. Telefonum çalmaya başlayınca ofladım. Bu saatte kim rahatsız ediyordu ki?
O telefona cevap vermemiş olmayı isterdim. Olanların gerçek olmamasını isterdim.
Tüm bunlar altı ay önceydi ve ben hala mahvolmuş durumdayım...”
JuliaTamaris Huzurevi’nde dönemsel psikolog olarak işe başladığında son zamanlarda
yaşadıkları yüzünden mutluluğa inancını kaybetmiş bir haldeydi. Ayrıca yaşlılarla arası da pek iyi
sayılmazdı. Daha ilk iş gününde hata yaptığını anlamıştı ama artık çok geçti. Zıpır büyükbabalar,
çılgın anneanneler ve kalbi kırık iş arkadaşları arasında önündeki koca sekiz ayı geçirmek
zorundaydı.
Julia’yı oraya götüren neydi? Kader mi, tesadüf mü? Peki ya aşk hiç beklemediği bir yere
saklanmışsa? Ya beklentilerinin aksine, orada yaşayacakları ona çok şey öğretecek ve onu
bambaşka birine dönüştürecekse?
Bu roman kesişen yolların, buluşulan kavşakların hikâyesi.
Anlatacak bir hayatı olanların, yeni bir hayat inşa edenlerin,
düşüp düşüp tekrar ayağa kalkanların…
Aşkların, değişimin hikâyesi.

Bu roman mutluluğa bir gazel!
***
Kitabı okumaya başlamadan önce okuyan kişilerin yorumlarına baktığımda neredeyse herkesin çok sevdiğini gördüm,yayınevini daha önce hiç duymamış olmam bir yana popüler kitaplar arasında da denk gelmemiş olmam şaşırttı beni,o yüzden en iyisi okuduktan sonra yorumlarımı paylaşayım diye düşündüm..
Dediğim gibi çok büyük ümitlerle başlamamış olmama rağmen kitap daha ilk sayfalarda beni içine çekti. Kitabın içinde yer alan alıntılar, yazarın duyguları karşı tarafa geçirmekteki mahareti beni etkiledi.
Bunlardan ziyade konusunun da kendine has olması kitabı ilginç bir hale getiriyor,zira huzur bulmak için çırpınan birinin huzuru ''huzur evi'' olarak adlandırılan ama günümüzde kişilerin terk edildiği ve ölümü beklediği yer gözüyle bakılan yerde bulması kitabın ana konusu diyebiliriz.
Yaşlıları her ne kadar sevsem de oturup uzun uzun sohbet etmekten -nedense- çekiniyorum, bazen ortak konu bulmakta zorlandığımdan bazen de kendimi onlara karşı nasıl ifade etmem gerektiğini bilmediğimden herhalde. Kitabı okuduktan sonra fark ettim ki her ne kadar yaşları benim 3-4 katım da olsalar her ne kadar dünyanın bambaşka olduğu zamanlarda da yaşamış olsalar bir zamanlar gençtiler.. Bir zamanlar onlar da çok sevdi,aşık oldu,kavuşamadı,gelecek kaygısı yaşadı,kavga etti.... Ve şimdi anlıyorum ki o gençlik zamanlarını görmek istediklerinden gençlerle konuşmayı,kendilerinden bahsetmeyi çok seviyorlar:)
 Ananemle dedemin evlilik fotoğraflarına baktığımda garip hissetmiştim,onları 20li yaşlarda tahayyül etmek benim için çok zor,onu bırakın dedemi siyah saçlı bir hayal edemiyorum:) Birlikte devirdikleri şey bir ÖMÜR.. Bu bile başlı başına mucizevi değil mi? Bir insanla geçirdiğin birkaç yıl değil,bir ömür. Birbirlerinin iç organları gibiler,ayırmak hayati,çok zor. Hayatlarının iç içe geçtiğini bir kenara bırakın, dışarıdan bizim gözümüzle tek bir hayatları var..
Konuyu çok dağıttım,toparlayacak olursam Julia'nın verdiği kayıplardan,yaşadığı buhrandan kaçmak için başladığı huzurevindeki  işte yaşadıklarını,öğrendiklerini  anlatan oldukça kolay okunan ve huzuru şöyle bir koklamanıza yarayan bir kitap. Arka kapağında da dediği gibi ''Bu roman mutluluğa bir gazel!'' Yazın okumak için mükemmel bir tercih!..
Okuyun okutturun efenim..
***
Kitaptan alıntılar:
Önemli olan asla düşmemek değil,her seferinde yeniden ayağa kalkmaktır. -Ralph Waldo Emerson
*
..Bir başka deyişle bir çocuğa çakıl taşları ve sopalarla oynamasını söylerseniz mutluluktan çıldırır; yetişkin birine Seyşeller'de bir haftayı geçirmeyi önerseniz içeceklerin de bedava olup olmadığını sorar.
*
Etrafımız ne kadar kalabalık olursa olsun; acılarımızı,kaygılarımızı ve sevinçlerimizi tek başımıza yaşıyoruz.
*
Herkesin iki hayatı vardır.İkincisi,tek bir hayatımız olduğunu anladığımızda başlar.-Konfüçyüs
*
Kalbine pansuman yapabilmeyi , gözyaşlarına mendil olabilmeyi isterdim. Fakat maalesef bazı yaraların sihirli öpücüklerle geçmesi pek mümkün olmuyor.
*
Hayat böyle bir şey işte.. Unutulmaz acıların derhal silindiği birkaç küçük mutluluk.Ama bunu çocuklara söylemeye hiç gerek yok.
*
Kişi kendine, çocuk halinin bugünkü haliyle gurur duyup duymadığını sormalı..

(alıntıdır.)
Mutlu kalın efenim:)

17 Haziran 2018 Pazar

UZUN ARADAN SONRA..

Buraya uğramayalı o kadar oldu ki hala burada olanlara teşekkür ederek başlamak istiyorum,iyi ki varsınız:)

Bu sene çok yoğun bir seneydi, mezun olmaya çalıştığım,sınavlarla haşır neşir olduğum bir okul dönemini arkada bıraktım.Elimden geldiğince derslerden,sınavlardan başımı kaldırıp üniversitenin son senesini doya doya mutlu geçirmeye çalıştım-sene uzatmazsam son sene tabi:D-
Fikrimce öğrencilere de yıpranma payı verilmeli zira ergenliğimde çıkmayan sivilce çıktı yüzümde, stres mideme vurdu,uyku düzeni diye bir şeyin varlığını yeni yeni hatırlıyorum,zordu lakin güzeldi de..Mükemmeldi..
İlk defa İstanbul'a gittim,hep acelesi varmış gibi yürüyen o kalabalığın arasında kayboldum,Kuzguncuk'a vuruldum,
Bolu'nun sonbaharında huzur buldum, ağaçların her havaya yakıştığını ama sonbaharda bir başka olduklarını bir kez daha fark ettim.
Bu sene gittiğim kadar hiç tiyatroya ve sinemaya gitmemiştim,çok güzel,içe dokunan oyunlar izledim.
Çok kitap okuyamadım ama okuduklarımı fazlaca sevdim,fırsat buldukça şiir okudum,ruhum tazelendi..
Birkaç dizi izledim.Bolca güldüm,ağladım..
Bir büroya gidip gelerek mesleğimle ilgili ufak tefek şeyler öğrenmeye çalıştım..Ve fark ettim ki mesleğimin her işinden zevk alıyorum. Bu bölüme gelirken bu kadarını ben bile beklemiyordum,okuduğum bölümü ve yapacağım işi sevmek inanılmaz keyif veriyor..
Bir de bolca kendimi ,yanımdakileri dinledim..
Farkındalıklarım arttı,aslında kimden ne bekliyorum,zannettiğim gibi bir insan mıyım?..
Öğrencilik hayatım güzeldi,elimden geldiğince güzelleştirmeye çalıştım..
Güzel  anmak için güzel yaşamaya çalıştım..
Bugün okuduğum kitapta şu cümle beni derinden etkilediğinden yazdım biraz da böyle uzun uzun ,
''Kişi kendine, çocuk halinin bugünkü haliyle gurur duyup duymadığını sormalı..''
Velhasıl kelam tekrar geldim:) Bundan sonra daha sık buralarda olacağım..Siz neler yaptınız,neler yapıyorsunuz?
Mutlu kalın efenim:)


15 Şubat 2018 Perşembe

2017 yılı en iyi kore dizileri

Şubat ayı bitmek üzereyken 2017 yılının enlerini yazıyorum,hadi bakalım :D Geç olsun güç olmasın'^^
Bu yıl öyle ahım şahım dizi bitirmedim açıkçası,çoğunu yarıda bıraktım,o yüzden bitirdiklerimin çoğunu çok sevdim,geriye dönüp önceden izlediğim dizileri tekrar izlediğim de oldu.Kısaca bahsedecek olursam:

The Legend of The Blue Sea(2016)

Dizi, bir denizkızı hikayesi etrafında şekillenmiş,deniz kızı kıyıya çıktığında bir adamla tanışır,ancak bu adam prens değil,dolandırıcıdır:D  Çoğu Kore dizisinde olduğu gibi jeenkarnasyona değinen oldukça tatlı bir hikayeydi. Zaten başrollerde izlediğimiz Jun Ji Hyun ve Lee Min Ho'nun  oyunculuğu birleşince ortaya kötü bir şey çıkarsalar büyük hayal kırıklığına uğrardım,vesselam çok çok iyi oyunculardan çok iyi bir dizi:)

Filmde deniz kızının dünya hayatını öğrenmeye çalışmasını öğrenmek çok eğlenceliydi,özellikle insanların yalan söyleme sıklığına şaşırması ve yalan söylemeye çalışmasını izlemek trajikomikti:D
İkilinin arasındaki sıcacık ilişkiyi izlemek nedensizce mutlu hissettiriyor ,tavsiye ederim efenim.
***
Goblin(2016)

Bu diziye ne demeli bilmiyorum,beni hem ağlatan hem de bu kadar gülümseten nadir dizilerden,çok tatlı,masum kısacası mükemmel bir diziydi.İki kere izlediğimi söylersem ne demek istediğimi anlarsınız.
Konusundan kısaca bahsedecek olursak :
Goblin, Kore efsanelerinden biri anladığım kadarıyla.Ölümsüz bir yaşam süren goblinin, bu ölümsüz hayatı sona erdirmek için  gelinini bulması gerekmektedir.İşte bu gelini bulduktan sonraki goblin ve gelini arasındaki ilişkiyi izliyoruz biz de dizide.Goblin karakterini canlandıran şüphesiz en iyi Kore oyuncularından-ki kendisinin tüm dizilerini bayılarak izledim:D- Gong Yoo..Goblinin bir canavar olduğunu düşünürsek  bu kadar masum bir canavarı oynayabilecek başka kimseyi düşünemiyorum,rolünün hakkını vermiş.Goblinin gelinini ise Cheese İn the Trap dizisindeki başrol Kim Go Eun canlandırıyor ama  Cheese İn the Trap dizisi konusu  hasabiyle beni çok çekmemişti ve Kim Go Eun rolü gereği orada  donuk-duyguları çok göstermeyen bir kadını canlandırıyordu.O kadar donuk bir rolde oynayan kızın başka bir dizide bu denli değişebileceği aklıma gelmezdi,oyunculuk dedikleri bu olsa gerek. Hakkını vermek lazım,çok iyi bir oyuncuydu,rolü de çok yakışmıştı.
Dizide goblin ve gelini arasında geçenlerden ek olarak goblin ve ev arkadaşı olmak zorunda kalan ölüm meleği arasındaki  dostluk-düşmanlık ilişkisini de çok beğendim. Birbirileriyle durmadan yarışmaları,şakaları,düşmanlıkları ve kaçınılmaz olan dostlukları çok tatlıydı.bir dizide ilk defa yan karakteri bu kadar sevdim.
Ölüm meleğini zaten çoğu dizide başrol olarak gördüğümüz Lee Dong Wook canlandırıyordu.Diziye başlamadan önce onun yan rolde oynamasına çok şaşırmıştım ama ne diyebilirim yan rollere taş çıkartmış ve 'işte böyle ana karakterler kadar çok sevilirsiniz' demiş.Tavırlarına,utangaçlığına bayıldım,harikaydı.

Dizinin bir kısmının  Kanada- Quebec'te geçmesi ise diziyi güzelleştiren başka ayrıntılardan biri. Manzaralara,görselliğe dizide önem verilmesi takdire şayandı.
Özetle,izleyin izlettirin efenim:)
***
  
3-Oh My Venüs(2015)
Başrollerde So Ji-Sub (ki kendisinin oyunculuğunu Master of Sun'dan beri çok beğeniyorum:)) ve fikrimce Kore'nin en tatlı oyuncularından biri olan Shin Min-A yer aldığı dizi genel manada bir spor antrenörü ile kilolarından kurtulmak isteyen bir avukatın arasındaki ilişkiyi anlatıyor. Sıcacık, bol bol güldüğüm bir diziydi.

Dizide genel manada çok kötü biri diyebileceğim bir karakter yoktu,genel manada herkes kendi içindeki problemlere savaşıyordu ki bence bu gündelik yaşama daha uygun.Bir diğer gündelik hayattan yansıyan ise Shin Min A'nın oynadığı karakterin çok çirkin olarak lanse edilip kendini sevmeyen bir kadını değil,hayatından memnun, başarılı ve kendine güvenen kilolu bir kadını canlandırmasıydı. Şükür ya! Artık şu güzellik algısını yıkmanın zamanı gelmişti. Fikrimce en güzel insan,  kendiyle barışık olan insandır. Bu dizide de buna oldukça vurgu yapılıyordu.
Eğer bir şeyi isterseniz bunu başarmak sizin elinizdedir. Bu da oldukça vurgulanan mesajlardandı.
Bu yılın değil de gelmiş geçmiş Kore dizileri enleri oluştursam  rahatlıkla o listeye girebilecek bir dizi diyeyim,izleyin efenim:)
***
4-Strong Woman Do Bong Soon(2017)
Dizi, çok güçlü olan bir kadınla bir adamın ilişkisini anlatıyor,genel romantik-komedi dizilerinin içine gerilim ögesi de serpiştirilmiş,bu yüzden hem gülüyor hem de olayın çözülmesi için kendinizi diğer bölüme geçerken buluyorsunuz.
Çok tatlı,vakit geçirmelik,klişeleri bir yere kadar yıkıp* tam tersinin de olabileceğini size gösteren mükemmel bir diziydi.:)
*Örneğin;
(bu sahneden gülmekten karnıma ağrılar girdi:D)

Başroldeki Park Hyung Sik'i The Heirs'te yan rolde izlemiştim,orada da tatlı bir rolde oynuyordu,burada da aynı şekilde tatlı bir adamı canlandırıyor.Aşkını göstermekten çekinmeyen,tatlı tatlı seven bir adam ve gücüyle sınanan,'normal' olmak isteyen bir kadın..Güzeldi ya :)

***

5-Age of Youth-II(2017)

Bu dizi gündelik hayatı anlatan (slice of life) diziler kategorisinde yer alıyor,gerçekten de günlük hayatı o kadar net yansıtıyordu ve abartıdan o kadar uzaktı  ki sanırım bu yüzden çok sevdim bu diziyi.Lakin ilk sezonunu 2.sezon kadar çok sevemedim, aynı şekilde bir tülü ısınamadığım karakterleri de oldu.Bunlar dolayısıyla favorilerim arasında olmakla olmamak arasında kalmış biri dizi,bu dizi.
Konusundan bahsedecek olursak aynı evde yaşan 4 kızın yanına yeni birinin taşınmasıyla geçen günlerini konu alıyor.Hepsinin hikayelerini değinirken çok güzel ve bol bol güldüğüm bir senaryo canlandırılmış,sıkılmadan izleyecebileceğiniz,şu kapalı günlere ilaç gibi gelecek bir dizi:)
Serinin devamının geleceğini düşünsem de-çünkü tam olarak bir sonuç vermeden hayatın olağan akışında final yaptılar- bunun hakkında bir haber görmedim maalesef.
İzleyin efenim:)
***

6-Prosecutor Princess(2010)

Dizi ,modayla ilgilenen ve babasının zoruyla savcı olmak zorunda kalan Ma Hye Ri ile bir avukat arasında geçen ilişkiyi ve Ma Hye Ri'nin gerçek bir savcı olmasını anlatıyor.
Öncelikle dizinin hukuk çevresinde ilerlemesini çok sevdim ve dizinin davalarla alakalı olan kısımları da romantik ve komik olan yerleri kadar ilgimi çekti.Bir diğer nedeni ise karakterlerin kendine has, oldukça net karakterleri canlandırmasıydı.Ma Hye Ri'yi canlandıran Kim So Yeon da avukat Seon In Woo'yu canlandıran Park Shi Hoo da normalde dizilerde -maalesef ki- çok görmediğimiz oyuncular olmasına rağmen çok iyi bir dizi ortaya çıkarmışlar.
Ayrıca beni şaşırtan nadir dizilerden kendisi,olayların birbirine bu şekilde bağlanacağını hiç beklemiyordum. Sonuç olarak bu diziyi de gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum,izleyin izlettirin:)
***
2017de izlediklerim arasından tavsiye edebileceğim Kore dizileri  bu kadar:)Kendinize iyi bakın,mutlu kalın efendim:)











10 Şubat 2018 Cumartesi

Geçmiş Ola...

(alıntıdır)

Düşün ki bir serçe konuyor omzuna,havada bulut..Evlerin önünde menekşe bir de begonyalar, uzaktan çocuk kahkahaları yükseliyor...
Düşün ki,mevsim sonbahar,ayaklarının altından yapraklar kayıyor..Düşün ki ben de seni düşünüyorum,belli belirsiz bir pencerede ..Arkasında belli belirsiz silüetim..Kendi vicdanımla yüzleşip yüzleşip silikleştiğim...'Vicdan' kelimesinde can buluyor sessiz hıçkırıklarlar.  Allahım nerden geldi bu melankolik hava,Didem Madak uyanacak sanki şimdi uykusundan..'
Sence de biraz bence olmadı mı?!' diyecek.
Düşün ki, konuştuklarımızdan çok güldüklerimizin olduğu bir zaman gelmiş.Sanki ,bir yerde tatsızlaşan ama sonu hep kahkahaya bağlanan bir fıkranın içindeyiz.
Düşün ki, acı sadece lügatta kalmış,çaresizlik kabus olarak anılıyor,düşün ki çocuk hiç öğrenmiyor büyümeyi ve sen hep çocuk kalıyorsun,çocukluğunu sevdiğim..
Düşün ki,yanındayım..Ellerin hiç üşümüyor soğukta ve hiç öğrenmiyorsun kötülüğü.
Düşün ki,bir serçe konuyor omzuna ,eve geliyorsun elinde sıcacık ekmekle.. Pencerede seni bekliyorum..Yansımasında belli belirsiz silüetim..
Kırıp geçiyor bizi zaman,'umut' dedikçe bugünün işinin yarına bıraktığımı hissediyorum..
Geçmiş ola..

19 Kasım 2017 Pazar

Ben Bugünlerde #17

Merhabalar efenim,ben geldim:) Kendime izin verdiğim günden sizleri selamlıyorum,nasılsınız:)


Bugünlerde hayat o kadar hızlı akıyor ki,sanki hiçbir şeye yetişemiyorum.  Üniversitenin son senesini olduğunu umduğum bu seneyi dolu dolu geçirmeye çalıştıkça saatin işleyişi hızlanıyor sanki..  Üniversiteye yeni başlayanlara yada şu anda okumakta olanlara benden  küçük bir tavsiye:Yapmak istediklerinizi ertelemeyin.Ertelediğiniz sürece onu yapmaya hiçbir zaman vakit bulamıyorsunuz. Tabi bana da bu tavsiyede bulunan sayısız kişi oldu ama maalesef, üniversitenin ilk ve en rahat yılını genelde uyuyarak geçirdim,bu yıllara dair en büyük pişmanlığım bu olabilir.. Sizi de ben uyarmış olayım:)

Şimdi efenim genel bir giriş yaparsak bu aralar Harry Potter serisini okumaya yeniden başladım.En son okuduğumda ortaokuldaydım ve Harry Potter çocukluktan gençliğe -diğer tabiriyle ergenliğe - adım attığım o yıllarda tadı damağımda kalan ilk geniş seriydi..Şimdi başa dönüp o duyguları tekrar ve tekrar yaşıyor olmak sihir gibi:)İşte o zamandan bu zamana  Harry Potter'a ,Hogwarts'a, her sene sınav döneminden önce yada sonra filmlerini izlemeye ,o dünyaya tekrar girmeye,kendimi ağlarken bulup 'bu filmde de mi?!' diye yakınmaya  bayılıyorum!:D
Bu seride en çok Hermonie'nin kitaplara olan aşkını,Ron'un hafif saflığını,Harry'nin cesaretini,Neville'nin iflah olmayan unutkanlığını seviyorum:)Filmlerini izlemiş ,çok beğenmiş ama seriyi okumamış, yada film-kitap serisiyle şimdiye kadar tanışmamış olanlar ve fantastik her şeyi sevenler için yaşınız kaç olursa olsun kesinlikle tavsiyemdir!

Şu günlerde okuduğum diğer bir kitap Göze Göz-Suç ve cezanın küresel tarihi..Şimdi bu kitap biraz daha ilgiye yönelik olduğu için şöyle söyleyebilirim,suç ve ceza kavramlarının dünyada nasıl geliştiğini merak edenler ve örneklerle hangi suça nasıl ceza verildiğini öğrenmek isteyenler - ama en önemlisi hukuk okuyanlar yada okumak isteyenler içim muazzam bir yapıt olmuş,tavsiyemdir.

Bir önceki postumda bolca film önerisi yaptığımdan ötürü burada birkaç dizi önerisinde bulunmak istiyorum. Son zamanlarda beni derinden sarsan, 'yok artık!' dedirten ilk önerim Black Mirror. 3 sezondan ve toplam 13 bölümden oluşan,her bölümü film tadında ve konu itibariyle devamlılık arz etmeyen, şimdiye kadar izlediğim en güzel dizi! Teknolojinin hayatımıza soktuklarını,insanlarla olan ilişkilerimizi konu alan dizinin bölümlerinde çeşitli konularda teknolojiyi eleştiriyor.Merak edenler ''ama ilk bölümden başlamayıp 1 saatlik bir bölüm izleyeyim önce'' diyenler için favori bölümüm  3.sezondan hemen önce yayınlanan 'White Christmas' bölümü. Ne diyebilirim daha fazla bilmiyorum izleyin izlettirin!:D

Bugünlerde izlemeye başladığım ve hem bölümlerinin gereksiz uzun olmaması ,hem de cinayet-dedektif konulu yapımlara bayılmam sebebiyle sevdiğim Criminal Minds. Yine her bölüm birbirinden farklı olaylarla değinen seri, bir profil çıkarmaya yönelik FBI grubunun çözdüğü cinayetleri konu alıyor. Bu alanda yapılan onca dizi arasında ilk defa 13 sezon olup hala devam eden bir yapım görüyorum:D İzleyin derim:)
2 tane de Kore dizisi önereyim Kore severlere:)

Bu diziyi izlemeyen kaldı mı bilmiyorum ama kesinlikle ilk önereceğim Goblin! Hayatımın bir döneminde deli gibi Kore dizisi izlediğim için şu zamanlarda Kore dizisi beğenmekte zorlanıyorum ve artık çok nadir izliyorum ama AMA bu diziyi 2 defa izledim!!:D Oyuncu kadrosunun güzelliği bir yana- Gong Yoon ,Lee Dong Wook,Yoo In Na- senaryo metni o kadar harika yazılmış,dizi öyle güzel yerlerde çekilmiş ki hiç bitmesin istedim:D Sonunun da -çoğu Kore dizisinin aksine- insanın içine sindiğini söylemem gerekiyor.
Konusundan kısaca bahsedecek olursam; ölümsüz bir yaratık olan goblinin,bu ölümsüzlüğe son verecek olan gelinini aramasını konu alıyor.
Çok tatlı,bol bol gülümsediğim ve güldüğüm naif bir yapım:)
(Bu sahneye her seferinde gülüyorum:D)

Bir diğer önerim ise Age of Youth 2.sezon.
Öncelikle söylemem gerekiyor ki önce 2.sezonu izleyip sonradan 1.sezonunu izlediğim için bana 2.sezon daha hoş,daha komik geldi.O yüzden eğer 'ben tüm olayları zorlanmadan anlayayım' derseniz 1.sezondan başlayın.
Aynı evde yaşayan 5 kızın günlük hayatını anlatan dizinin en çok gerçekçiliğini,yaşananların abartıdan uzak olmasını sevdim.Kore dizileriyle çok haşır neşir olmayan arkadaşım bile 'Bu dizi güzelmiş.' diyerek birkaç bölümü benimle izledi:)Günlük hayatının içine serpiştirilmiş gizemle beraber, dizi tadından yenmez bir hal alıyor. Tavsiyemdir efenim:)

Bugünlerde bolca dinlediğim şarkıların listesini de şöyle bırakayım,yeni şarkı tavsiyelerine de açığım demek oluyor tabi bu:D
Merkür Retrosu-Güler Özince
Eteği Belinde-Manuş Baba
Ya Bu İşler Ne-Mabel Matiz
Escape-Kehlani
Küsmedim-Ezgi Aktan
Vem Vet?-Lisa Ekdahi
Despacito(tabiki!:D)
All is Well-Austin Basham
Lets Go Kua:Lia Carl and Buddies

Bu aralar favori kahvelerim de Ankara Kahve Festivalinde tanışma fırsatı bulduğum  Coffee Manifesto'nun Malawi kahvesi ve Probador Colectiva'nın Etiyopya kahvesi oldu.Filtre kahve sevenlere şiddetle tavsiyemdir.İçimi kolay,-Malawi bir tık daha sert- süt ve şeker gerektirmeyen leziz tatları var.(İnternet üzerinden satışları olduğundan bahsetmişlerdi ama hangisinindi emin değilim'^-^)
Bir tane de manga önerisinde bulunup bu yazıya son veriyorum:)-mangayı en kısa özetle şöyle anlatabilirim sanırım;Japon çizgi romanları.-yanlışım varsa affola:D- 


Ao Haru Ride
49 bölümde tamamlanmış ,Türkçeye çevrilmiş, aynı zamanda animesi olan mükemmel bir romantik (onların tabiriyle shoujo) manga. Asıl kızımızın ilk aşkını çok naif,tatlı bir dille konu alıyor. Hem 2-3 kere okuduğum bir manga olması  hem de şu aralar okuyacak benzer manga arıyor olmam sebebiyle sizinle paylaşayım dedim:) Manga severlere yada tatlı bir çizgi roman okumak isteyenlere tavsiyemdir.

Şimdilik kendinizi iyi bakın,mutlu kalın efenim:)