26 Haziran 2018 Salı

Superstar--limonata tadında film maratonu

Film maratonu adına ilk yorumlayacağım filmle herkese merhabalar:)


Filmle ilgili ilk söyleyebileceğim şey çok tatlı,duygusal bir yapım olduğu olabilir. Aamir Khan'ın izlediğim diğer filmlerinden de yola çıkarak söyleyebilirim ki filmleri her zaman bir toplumsal sorun çevresinde gelişiyor. Aslında nedir,nasıl olmalıdır? Sorunlar her daim etrafımızda olunca bir zaman sonra görmemeye,görsek de tepki vermemeye başlıyoruz ne yazık ki..O yüzden  altyapısı 'Sorun var,unutmayın,alışmayın.' temalı filmleri seviyorum..


Konusundan kısaca bahsetmem gerekirse:
Müziğe aşık,gitarıyla uyuyup uyanan İnsu'nun ,katı bir mantığı-ne kadar mantık denilebilirse- olan babasıyla ve çocukları için yaşayan annesiyle olan ilişkilerini konu alan yapımda  bu toplumda kadın olarak varolmanın zorluklarını, daha doğrusu kabul edilmemenin getirdiği baş eğmeyi film boyunca yavaş yavaş işliyor.
İnsu için her zaman hayal olan şarkı söylemek Youtube'a video yükledikten sonra bir anda milyonlarca dinlenmesi ve sektörden hızlı düşmekte olan müzik yapımcısı  Shakti Kumar ile tanışmasıyla bir anda somut hale gelen aslında bir hayata tutunma mücadelesini bir çocuk gözünden anlatıyor.
Diğer yandan bir annenin çocuklarıyla olan ilişkisini o kadar güzel anlatıyor ki,sanırım filmde en sevdiğim sahneler İnsu'nun annesinin olduğu sahneleriydi..



 Velhasıl kelam aile olarak,tatlı bir film izlemek isterseniz oldukça doğru bir tercih bence:)Mutlu kalın..





21 Haziran 2018 Perşembe

Limonata Tadında Film Maratonu

Merhabalar efenim,ben geldim:)
Uzun zaman oldu bir etkinliğe katılmayalı ama bu etkinliği görünce duramadım,hem bir nebze kendimi motive etmiş olurum diye de düşündüm  film konusunda..
Engineering Vibes ve The Saglam's'ın başlattığı etkinlikte  limonata içip(şaka tabi ki:D) 9 Haziran-9 Eylül arasında 2016-2017-2018 filmlerinden oluşturduğumuz 30 filmlik listemizi izliyoruz. Ben de  sevgili Sibelynka'nın listesinde gördüğüm bir animeyle etkinliğe katılmış buldum kendimi:))
(alıntıdır.)

Etkinliğin koşulları oldukça basit:
*30 filmlik bir liste oluşturmak ve listeyi mümkünse paylaşmak.
*9 Haziran-9 Eylül arasında bu listedeki filmleri izlemek.
(alıntıdır.)

Listeyi paylaşmadan önce söylemeliyim ki belirlenen yıllara ait filmlerden merak ettiğim çoğu filmi izlemişim,çünkü merak ettiği şeyi yapmadan duramayan biriyim:D O yüzden izlediğim birkaç filmi en alta yazıp izlediğimi belirteceğim,zamanım kalırsa onları tekrar izleyeceğim( ezberleyene kadar aynı filmi izleyip duranlar burada mı?^^) ,zamanım kalmazsa da yavaş yavaş yorumlarını blogumda paylaşacağım..
Etkinlik katılmak isteyen herkese açık. Katılırsanız postun altında  bana da link bırakmayı unutmayın:)
(alıntıdır.)


1-Be With You (2018) imdb:7.5 
4-Yok Oluş (2018) imdb:7
5-Black Panther (2018) imdb:7.5
6-The Midwife (2017) imdb:6.8
7-Sahaf (2017) imdb:6.6
8-Umut Bahçesi (2017) imdb:7
9-Blade Runner (2017) imdb:8.1
10-The Big Sick (2017) imdb:7.6
11-Mary and The Witch's Flower (2017) imdb:6.8
12-Coco (2017) imdb:6.8
13-The Post (2017) imdb:7.2
14-Elveda Christopher Robin (2017) imdb:7.1
15-Senin Adın (2016) imdb:8.4
16-Aşkın Çekimi (2016) imdb:6.8
17-İftarlık Gazoz (2016) imdb:7.5
18-The Fundamentals of Caring (2016) imdb:7.3
20-Kaptan Fantastik (2016) imdb:7.9
21-Doctor Strange (2016) imdb:7.5
Devamını izledikçe tamamlamayı düşünüyorum:)
(alıntıdır.)

Etkinliğe katılan diğer  arkadaşlar da şöyle:)
(alıntıdır.)

Şimdiden herkese keyifli seyirler,mutlu kalın..

19 Haziran 2018 Salı

BÜYÜDÜĞÜN ZAMAN ANLAYACAKSIN-kitap yorumu-

Hızlı bir geri dönüş yapmışken aynı hızla devam edeyim , okuduğum kitap da bitmiş ve ben her sayfasında huzur bulmuşken sizlerle de paylaşayım istedim:)


Kitabın adı: Büyüdüğün Zaman Anlayacaksın
Yazarı: Virginie Grimaldi
Çeviren: Gülşah Ercenk
Yayınevi: Yan Pasaj Yayınevi
Sayfa sayısı: 404
Goodreads puanı: 4.3
Arka kapak yazısı:
Bazen en ummadığın yerde ve kişide bulursun aradığını...

“Başımı Marc’ın karnına yaslamıştım ve birlikte Game of Thrones’u izliyorduk. Keyfimize diyecek
yoktu. Telefonum çalmaya başlayınca ofladım. Bu saatte kim rahatsız ediyordu ki?
O telefona cevap vermemiş olmayı isterdim. Olanların gerçek olmamasını isterdim.
Tüm bunlar altı ay önceydi ve ben hala mahvolmuş durumdayım...”
JuliaTamaris Huzurevi’nde dönemsel psikolog olarak işe başladığında son zamanlarda
yaşadıkları yüzünden mutluluğa inancını kaybetmiş bir haldeydi. Ayrıca yaşlılarla arası da pek iyi
sayılmazdı. Daha ilk iş gününde hata yaptığını anlamıştı ama artık çok geçti. Zıpır büyükbabalar,
çılgın anneanneler ve kalbi kırık iş arkadaşları arasında önündeki koca sekiz ayı geçirmek
zorundaydı.
Julia’yı oraya götüren neydi? Kader mi, tesadüf mü? Peki ya aşk hiç beklemediği bir yere
saklanmışsa? Ya beklentilerinin aksine, orada yaşayacakları ona çok şey öğretecek ve onu
bambaşka birine dönüştürecekse?
Bu roman kesişen yolların, buluşulan kavşakların hikâyesi.
Anlatacak bir hayatı olanların, yeni bir hayat inşa edenlerin,
düşüp düşüp tekrar ayağa kalkanların…
Aşkların, değişimin hikâyesi.

Bu roman mutluluğa bir gazel!
***
Kitabı okumaya başlamadan önce okuyan kişilerin yorumlarına baktığımda neredeyse herkesin çok sevdiğini gördüm,yayınevini daha önce hiç duymamış olmam bir yana popüler kitaplar arasında da denk gelmemiş olmam şaşırttı beni,o yüzden en iyisi okuduktan sonra yorumlarımı paylaşayım diye düşündüm..
Dediğim gibi çok büyük ümitlerle başlamamış olmama rağmen kitap daha ilk sayfalarda beni içine çekti. Kitabın içinde yer alan alıntılar, yazarın duyguları karşı tarafa geçirmekteki mahareti beni etkiledi.
Bunlardan ziyade konusunun da kendine has olması kitabı ilginç bir hale getiriyor,zira huzur bulmak için çırpınan birinin huzuru ''huzur evi'' olarak adlandırılan ama günümüzde kişilerin terk edildiği ve ölümü beklediği yer gözüyle bakılan yerde bulması kitabın ana konusu diyebiliriz.
Yaşlıları her ne kadar sevsem de oturup uzun uzun sohbet etmekten -nedense- çekiniyorum, bazen ortak konu bulmakta zorlandığımdan bazen de kendimi onlara karşı nasıl ifade etmem gerektiğini bilmediğimden herhalde. Kitabı okuduktan sonra fark ettim ki her ne kadar yaşları benim 3-4 katım da olsalar her ne kadar dünyanın bambaşka olduğu zamanlarda da yaşamış olsalar bir zamanlar gençtiler.. Bir zamanlar onlar da çok sevdi,aşık oldu,kavuşamadı,gelecek kaygısı yaşadı,kavga etti.... Ve şimdi anlıyorum ki o gençlik zamanlarını görmek istediklerinden gençlerle konuşmayı,kendilerinden bahsetmeyi çok seviyorlar:)
 Ananemle dedemin evlilik fotoğraflarına baktığımda garip hissetmiştim,onları 20li yaşlarda tahayyül etmek benim için çok zor,onu bırakın dedemi siyah saçlı bir hayal edemiyorum:) Birlikte devirdikleri şey bir ÖMÜR.. Bu bile başlı başına mucizevi değil mi? Bir insanla geçirdiğin birkaç yıl değil,bir ömür. Birbirlerinin iç organları gibiler,ayırmak hayati,çok zor. Hayatlarının iç içe geçtiğini bir kenara bırakın, dışarıdan bizim gözümüzle tek bir hayatları var..
Konuyu çok dağıttım,toparlayacak olursam Julia'nın verdiği kayıplardan,yaşadığı buhrandan kaçmak için başladığı huzurevindeki  işte yaşadıklarını,öğrendiklerini  anlatan oldukça kolay okunan ve huzuru şöyle bir koklamanıza yarayan bir kitap. Arka kapağında da dediği gibi ''Bu roman mutluluğa bir gazel!'' Yazın okumak için mükemmel bir tercih!..
Okuyun okutturun efenim..
***
Kitaptan alıntılar:
Önemli olan asla düşmemek değil,her seferinde yeniden ayağa kalkmaktır. -Ralph Waldo Emerson
*
..Bir başka deyişle bir çocuğa çakıl taşları ve sopalarla oynamasını söylerseniz mutluluktan çıldırır; yetişkin birine Seyşeller'de bir haftayı geçirmeyi önerseniz içeceklerin de bedava olup olmadığını sorar.
*
Etrafımız ne kadar kalabalık olursa olsun; acılarımızı,kaygılarımızı ve sevinçlerimizi tek başımıza yaşıyoruz.
*
Herkesin iki hayatı vardır.İkincisi,tek bir hayatımız olduğunu anladığımızda başlar.-Konfüçyüs
*
Kalbine pansuman yapabilmeyi , gözyaşlarına mendil olabilmeyi isterdim. Fakat maalesef bazı yaraların sihirli öpücüklerle geçmesi pek mümkün olmuyor.
*
Hayat böyle bir şey işte.. Unutulmaz acıların derhal silindiği birkaç küçük mutluluk.Ama bunu çocuklara söylemeye hiç gerek yok.
*
Kişi kendine, çocuk halinin bugünkü haliyle gurur duyup duymadığını sormalı..

(alıntıdır.)
Mutlu kalın efenim:)

17 Haziran 2018 Pazar

UZUN ARADAN SONRA..

Buraya uğramayalı o kadar oldu ki hala burada olanlara teşekkür ederek başlamak istiyorum,iyi ki varsınız:)

Bu sene çok yoğun bir seneydi, mezun olmaya çalıştığım,sınavlarla haşır neşir olduğum bir okul dönemini arkada bıraktım.Elimden geldiğince derslerden,sınavlardan başımı kaldırıp üniversitenin son senesini doya doya mutlu geçirmeye çalıştım-sene uzatmazsam son sene tabi:D-
Fikrimce öğrencilere de yıpranma payı verilmeli zira ergenliğimde çıkmayan sivilce çıktı yüzümde, stres mideme vurdu,uyku düzeni diye bir şeyin varlığını yeni yeni hatırlıyorum,zordu lakin güzeldi de..Mükemmeldi..
İlk defa İstanbul'a gittim,hep acelesi varmış gibi yürüyen o kalabalığın arasında kayboldum,Kuzguncuk'a vuruldum,
Bolu'nun sonbaharında huzur buldum, ağaçların her havaya yakıştığını ama sonbaharda bir başka olduklarını bir kez daha fark ettim.
Bu sene gittiğim kadar hiç tiyatroya ve sinemaya gitmemiştim,çok güzel,içe dokunan oyunlar izledim.
Çok kitap okuyamadım ama okuduklarımı fazlaca sevdim,fırsat buldukça şiir okudum,ruhum tazelendi..
Birkaç dizi izledim.Bolca güldüm,ağladım..
Bir büroya gidip gelerek mesleğimle ilgili ufak tefek şeyler öğrenmeye çalıştım..Ve fark ettim ki mesleğimin her işinden zevk alıyorum. Bu bölüme gelirken bu kadarını ben bile beklemiyordum,okuduğum bölümü ve yapacağım işi sevmek inanılmaz keyif veriyor..
Bir de bolca kendimi ,yanımdakileri dinledim..
Farkındalıklarım arttı,aslında kimden ne bekliyorum,zannettiğim gibi bir insan mıyım?..
Öğrencilik hayatım güzeldi,elimden geldiğince güzelleştirmeye çalıştım..
Güzel  anmak için güzel yaşamaya çalıştım..
Bugün okuduğum kitapta şu cümle beni derinden etkilediğinden yazdım biraz da böyle uzun uzun ,
''Kişi kendine, çocuk halinin bugünkü haliyle gurur duyup duymadığını sormalı..''
Velhasıl kelam tekrar geldim:) Bundan sonra daha sık buralarda olacağım..Siz neler yaptınız,neler yapıyorsunuz?
Mutlu kalın efenim:)