10 Şubat 2018 Cumartesi

Geçmiş Ola...

(alıntıdır)

Düşün ki bir serçe konuyor omzuna,havada bulut..Evlerin önünde menekşe bir de begonyalar, uzaktan çocuk kahkahaları yükseliyor...
Düşün ki,mevsim sonbahar,ayaklarının altından yapraklar kayıyor..Düşün ki ben de seni düşünüyorum,belli belirsiz bir pencerede ..Arkasında belli belirsiz silüetim..Kendi vicdanımla yüzleşip yüzleşip silikleştiğim...'Vicdan' kelimesinde can buluyor sessiz hıçkırıklarlar.  Allahım nerden geldi bu melankolik hava,Didem Madak uyanacak sanki şimdi uykusundan..'
Sence de biraz bence olmadı mı?!' diyecek.
Düşün ki, konuştuklarımızdan çok güldüklerimizin olduğu bir zaman gelmiş.Sanki ,bir yerde tatsızlaşan ama sonu hep kahkahaya bağlanan bir fıkranın içindeyiz.
Düşün ki, acı sadece lügatta kalmış,çaresizlik kabus olarak anılıyor,düşün ki çocuk hiç öğrenmiyor büyümeyi ve sen hep çocuk kalıyorsun,çocukluğunu sevdiğim..
Düşün ki,yanındayım..Ellerin hiç üşümüyor soğukta ve hiç öğrenmiyorsun kötülüğü.
Düşün ki,bir serçe konuyor omzuna ,eve geliyorsun elinde sıcacık ekmekle.. Pencerede seni bekliyorum..Yansımasında belli belirsiz silüetim..
Kırıp geçiyor bizi zaman,'umut' dedikçe bugünün işinin yarına bıraktığımı hissediyorum..
Geçmiş ola..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder