3 Ağustos 2015 Pazartesi

Ben Bugünlerde #11

   En sevdiğim başlığın altında buldum yine kendimi. yaz son sürat devam ediyor ve pammuk gibi yaz  tatilimin bir ayının şimdiden geçmişte kalmış olması tek kelimeyle korkunç.Bu ufak ve önemsiz(!) ayrıntıya değindikten sonra sizin tatilinizin nasıl geçtiğini sorayım görüşmeyeli nasılsınız efenim:)
  Yaz tatili demek film demek dizi demek tabi ki de.Bu kelimenin yanına yakışan daha güzel bir ikili var mı ki?
 Bu günlerde takip edecek kadar ilgimi çeken bir dizi bulamadım maalesef ..Başlasam mı başlamasam mı derken -kararsızlıktan- vazgeçip sekmeyi kapatıyorum hemen, ama bu demek değil ki önerilere kapalıyım,beğendiğiniz dizi önerilerini bekliyorum:)
2012'de beyaz perdeye aktarılan filme, konusu itibariyle  Borges ailesinin bir yıl içinde yaşadıkları diyebiliriz. Daha detaylı içeriğine buradan bakabilirsiniz.
En dikkat çekici yanı ise ailede çoğu kişinin yazar olması ve filmin belli başlı kısımlarının kitaplara ve yazarlara odaklanması oldu benim için.
İmbd puanı da Beyazperde puanı da yüksek olmayan bu filmi neden buraya koydun diye sorarsanız değişik bir şekilde kendimi iyi hissettiren yapımlardan olması diye cevaplayabilirim.
Hepimizin izlediğimizde enerjiyle dolduğumuzu hissettiğimiz,''evet bir şeyler içi üzülebiliriz,çeşit çeşit ve ele avuca sığmayan problemlerimiz olabilir ama her şeye rağmen hayat güzel'' dediğimiz yapımlar vardır.Bu film de benim için umut ışığı oldu. Tekrar izler miyim bilmiyorum ama izledikten sonraki duygularımı unutmamayı diliyorum.
Filmin karakterlerine gelirsek 'benden uzak dursun' dediğim Jennifer Connely oldu.Şahsını her ne kadar sevsem ve rollerinin hakkını verdiğini düşünsem de bu filmdeki rolüne ısınamadım.-Spoiler içerir!!- Hem evlisin, hem eski kocanı seviyorsun, hem çocuklarına gerçeği söylemediğin için uzun bir dönem evlat yoksunluğu çekiyorsun vs.vs. - Anlayamadığım durumlar.Rol gereği mi soğuktu yoksa kendinden gelen bir soğukluk mu bilmiyorum, duygularını iyi yansıttığını düşünmüyorum.
En sevdiğim 'nerede bu insanlar, neden yanımda değiller?!'' dediğim ise kesinlikle Nat Wolff oldu. Evin küçük çocuğu ve liseli ergen rolünü hakkıyla vermiş.Kitapları seviyor-Stephen King'i sevenleri ayrı seviyorum sanırım:D- yazıyor,duygusal eh bir de utangaç ee daha ne ister insan :D Şaka bir yana  filmin onun gözünden olan kısımlarını ayrı sevdim. Başrolü ilk kez oynadığı Paper Towns filminden de etkilendiğim için methiyeler düzüyor olabilirim şu sırada tabiki:D
Sonuç olarak fazla bir beklenti içine girmeden ama yaz sıcağında hoşça vakit geçirmek için izleyin derim.
 Beğendiğim repliklerle son veriyorum yoruma.
''Canımı acıttığını hatırlıyorum,ona bakmak canımı acıtıyor.''
***
                          ''Onu her gördüğümde kafamda Beatles'ın ''I've Just Seen a Face'' şarkısı çalıyor.''


-Burada dursun diyorum ileride okur okur gülerim:D-
Bilmediğim bir şehirde iki gün boyunca yalnız başıma dolaştım.Bu, çok etkileyici gelmeyebilir ama en büyük hayaliniz yalnız seyahatse rahatlatıcı bir ön hazırlık oluyor bu durum sizin için.İnanılmaz güzeldi,kendimi o denli özlemişim ki.Yapım gereği yalnızlığa bayılan bir insanım zaten,arkadaşlarla buluşacağım yere iki gün önce gidince yapacak başka bir şeyim yok diye düşünüp geri dönmeyi de gururuma yediremeyince kendimle vakit geçirmeye karar verdim.Uzun zamandır geçirdiğim en rahatlatıcı günleri yaşayacaksın deseler hayatta inanmazdım şu sıcakta.
Rahatça düşünmeyi ve düşündüğüm şeyler üzerine kafa yormayı sevdiğim metronun yanına yalnız başına geçen günler de eklendi. Size tavsiyem geziye çıkamıyorsanız bile kimseyi yanınıza almadan uzun bir yürüyüş yapmanız.Aklınızda dolaşanlara şaşıracaksınız.
Şimdiden kendinizle güzel günler dilerim:)


Kitap okumaya devam ediyoruz :)
Charlotte Bronte'nin Gizli Günlükleri şu aralar okuduğum en iyi kitaplardandı. Yazar Syrie James'in ele aldığı kitap bir diğer meslektaşı Charlotte Bronte hakkındadır. Charlotte Bronte, Jane Eyre gibi  mükemmel bir klasiğin yazarıdır ve yazar hakkında bu kitabı okuyana kadar başka bir şey bilmiyordum açıkçası.Örneğin aslında Uğultulu Tepeleri yazanın kız kardeşi olduğu, tüm kardeşlerinin edebiyata düşkün olduğu gibi gibi. 
Dikkatimi çeken en önemli nokta da Jane Austen ile benzer bir kaderi paylaşması.Charlotte Bronte de kadın olmanın sadece mutfakta yer almak olduğu ve yazarlığın sadece erkeğe has görüldüğü  bir dönemde kaleme almıştır önemli eserini. Eseri sevmemde bunun etkisi de yadsınamaz tabi ki:) Syrie James dönemin dilini kullanarak yazdığı eserin hakkını veriyor.Romantizm ve gerçekçiliğin birleştiği bu kitap en sevdiğim eserler arasında yerini aldı.
arka kapak:
Sade ve dış dünyaya kapalı bir hayat yaşamış olsa da Charlotte Bronte,gizli kalmış ola yanını yazım aracılığıyla yansıtır.Bir yanı ise yazdığı gibi bir aşk yaşamayı hayal etmektedir.Nihayet bir gün ateşli bir talipte gelen bir evlilik teklifi,evi sakin ve sessiz havasını karıştırır.Bunun üzerine Charlotte günlüğüne döner ve kendiyle hesaplaşmaya girişir. Romanlarının arka planını oluşturan gizli aşkları,her biri yetenekli bir sanatçı olan kardeşler arasında yaşananlar,hayaller ve hayal kırıklıkları böylece kağıda dökülür.
Çalışma masamı toplamak bazen tam anlamıyla zulüm oluyor.Kendimi bir şeye o kadar kaptırıyorum ki sonunda başımı kaldırdığımda masa zemini görünmez hale gelmiş.Örneğin bu sabah şöyle birkaç eski defteri kurcalayayım dedim her yer buruşmuş kağıt,önceden okunmuş bitirilmiş kitaplar,kalemler,bantlarla dolmuş.Temizle temizleyebilirsen.Ne yalan söyleyeyim ellemedim bir süre öyle yaşadık gittik.En sevdiğim de kahve içilmiş kupayı öylece unutmak ortalık yerde.Düşündükçe üzülüyorum zavallıcığın haline.(Not: Yukarıdaki resim dağınık hali değildir.Yazarın, görsel zevkinizi bozmamak için onu paylaşmaya niyeti ve isteği yoktur.)
Her neyse efem,ne zamanki aradığım bir şeyi bulamadım o zaman toplamanın geldiği günleri yaşıyorum şu sıralar.Esmiyor ya ondan hep:D
Burada eklemek istediğim bir şey var.Asıl mesele de bu zaten.Dağınıklığımızın o anki ruhsal durumumuzla bağlantılı olduğunu düşünüyorum -ki bu bilimsel olarak da kanıtlanmış en azından bir kısmı. Hayatımızda yeni bir şeye yer açmak istediğimizde temizlik ihtiyacı hissediyormuşuz. -belki de sadece ben de böyledir ama- güne umutla başladığımda ilk yaptığım iş etrafımı şöyle bir toplamak oluyor.Kendimi iyi hissetmediğimde yorganımı dertop yapıp yatakta çıkıyorum. Aslında okunması ne kadar kolayız,biraz gözlem yetecek hepimize.
Mutfakta bir şeylerle uğraşırken,kitap okurken,yolculuklarda,yazı yazarken-mesela şu an- yada temizlik yaparken-bu kısım uzattıkça uzatılabilir- müzik dinlemeye bayılıyorum. Bir şarkıyı kusana kadar dinleyenler kulübündenim - genelde tekrar modu açıktır bu yüzden:D Yeni şarkılar arayan benim gibiler vardır diyerek buraya bunları bırakıyorum.
Radyodan:-Trt Fm-Yüksek Sadakat-Ucuz Roman
Bloglardan:The Radio Dept-Strange Things Will Happen
 Yaşanası eski zamanlardan: No Doubt-Don't Speak
Dizilerden:Aydilge-Kiralık Aşk
Kitap yanında:Yan Tiersen-J'y Suis Jamais Alle(Amelie filmi müziklerinden)
Mutfakla uğraşmaya bayılan can dostum beni de çekti işin içine.Şimdilerde boş vakit buldukça yeni tarifler deniyorum ama birkaçı(!) hüsranla sonuçlandı,Ailemin de uzun süre dalga geçmelerine maruz kaldım tam 'yeter ulen yok size bir şey' diye trip atayım diyorum 'isabet olur' diyorlar:/ Denenmiş tarifleri yapmakta anlaştık  sonunda. Zopidiğin-nihaha bunu görüce sensin o ben değil diyecekse de :D- Un kurabiyesi tarifini sizlerle paylaşmayı kendime borç bilirim.
Güvenerek yapabilirsiniz.
malzemeler:
1 buçuk su bardağı nişasta
1 bardakta biraz fazla pudra şekeri
1 paket margarin
kabartma tozu
aldığı kadar un
*
Hepsi karıştırılıp ceviz büyüklüğünde parçalar elde edilir.
Kızarmadan fırından alınan kurabiyelerin üzerine pudra şekeri serpilir.
afiyet olsun:)

''Gözlerine sürülmüş bir kadın'' olan Didem Madak'ın çok sevdiğim dizileriyle yazıya son veriyorum. Yeni yazılarda görüşmek üzere:)
Mutlu kalın...
''Kazanlar dolusu çorba kaynatsam sanki,
Artık kimse mutsuz olmayacaktı.''





12 yorum:

  1. harika bir yazı yazdığın için sana çooook teşekkür ediyorum :) Okurken keyfim yerine geldi içtenliğinle :) benim yazım üniversite telaşıyla geçiyor , daha doğrusu geçmek bilmiyor ! :) Ayrıca dizi olarak da Once Upon A Time öneririm , ben de ikinci sezona gelince bu işler yüzünden bıraktım ama izlemesi harika bir dizi bence :) Ayrı kendi başına seyahat olayı hep yapmak istediğim bir şeydir , inşallah benim yerime de gezebilmişsindir :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öncelikle hoşgeldin,mutluluk getirdin:) Üniversite telaşı en tatlı telaşlardan(özellikle hazırlık alışverişleri:D)her şey gönlünce ve hayal ettiğin gibi olur umarım- da yaz tatili biraz daha sürsün ya hemen başlamasın öyle eylül ayı:D Once Upon A Time dizisinin ben de ilk sezonunu izlemiştim ama 2.sezonuna başlamak nasip olmamıştı,sen dedin madem devam edeyim kaldığım yerden:) Bu güzel ve gülümsememi genişleten yorum için teşekkür ederim,mutlu kal...

      Sil
  2. Bloguna bayıldım hemen takibe aldım ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldin,geniş bir gülümseme getirdin:) Teşekkür ediyorum övgülerin ve güzel yorumun için..

      Sil
  3. Çok severek okudum <3.. Birde şu bilmediğin şehirde 2 gün dolaşma fikrine nasıl özendim. Keşke giderken beni de yanına alsaydı dedim ;) Mutlu kal..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geniş geniş gülümseyerek okudum ben de güzel blog sahibesinin bu güzel yorumunu:))) Daha ne fırsatlar çıkar karşımıza, bakarsınız bir şehirde karşılaşırız yalnız başımıza ,haritasız dolaşırken ortalıkta;)) Mutlu kal ,mutlu kalalım<3

      Sil
  4. Okurken beni gülümsetebilen kişileri seviyorum sen de onlardan birisin:-)okuduğu kitaplar insanın kalitesini gösteriyor. Dava ve bülbülü öldürmekle beni kalbimden vurdun. Takipteyim güzel bloğunu bana da beklerim:-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şöyle bir bakayım neler olmuş dediğim anda çok güzel bir yorumla karşılaşmam şans değil de nedir:D Hoşgeldin,ne iyi ettin:) Beni o denli mutlu ettin ki,özellikle gülümseme kısmı..
      Dava kitabını şu anda okuyorum ve Bülbülü Öldürmek kitabının adını duyduğumda bile içim cız ediyor,yorumunla okuduğum zamana gittim bir rüzgar esti önümden:)

      Sil
  5. Hoşbuldum sevgili kitap kurdu arkadaşım:-)Dava başlarda biraz sıkıcıdir ama sonu inanılmaz hatta ülkenin şu an ki durumu bir zamanların distopyasıymis onu anlıyor insan. Tahminim 1984ü de okumuşsundur. O da bunun kadar güzel bir kitap.sonuna kadar bırakmadan okumani tavsiye ederim ki bırakacağını hiç sanmıyorum sen de benim gibi bir kitap kurdusun anladığım kadarıyla:-)
    Yeni ve kafa dengi bir arkadaş buldum sanırım şanslıyim:-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk sayfalarında biraz zor ilerliyor gerçekten ama içinde bir hazine barındırdığını belli eden bir yapıt ,hem Kafka'nın yazı stili ne yazarsa yazsın okunmaya değer:) 1984 kitabını da biri çok yavaş ilerliyor demişti o zamandan beri okunacaklar listemde öylece bekliyor,en kısa zamanda edineyim o içime işleyen yorumu unutup..
      Kitap kurdu olmak için çalışıyorum diyelim,daha okunmamış o kadar çok kitap var ki:D
      Oh be sonunda kitaplar hakkında konuşabileceğim bir kitap kurdu daha,senin gibi insanlar bana okuma azmi aşılıyor ehehe^^

      Sil
    2. Ben şu an muhteşem gatsby'e başlayacağım canım .bulabilirsen mutlaka bay mükemmeli okumalısin olağan üstü eğlenceli ve gerilimli bir kitap. Ayrıca benimle aynı dilden konuşan birini bulduğum için çok mutluyum bundan sonra bütün yazılarını zevkle takip edeceğim canım:-)

      Sil
    3. Tavsiyelerin için teşekkür ederim,okuma listeme eklendiler bile:) Muhteşem Gatsby yorumunu sabırsızlıkla bekliyorum,mutlu kal:)

      Sil