6 Ekim 2018 Cumartesi

Hukuk Fakültesinde Okumak Üzerine..

Ben geldim efenim:)Bu aralar yazmaya zaman bulmayı bırakın, gündelik ihtiyaçlarıma bile zaman ayırmakta zorlanıyorum. Avukatlık stajına başlamış biri olarak söylemeliyim ki 8-5 denen mesai saatleri ilk zamanlarda iliklerime kadar yordu,akşamları kendimi kanepede uyuklarken buluyordum ve herhangi bir şey yapmaktan acizdim. Uyan-işe git-eve gel-yemek ye-uyu paradoksunu artık yavaş yavaş da olsa kırdığımı hissediyorum. En azından artık 21.30'da uyuyakalmıyorum,bu da bir şeydir:D
  18 yılı sadece okumakla geçmiş ve alışık olduğu öğrenci ortamından sıyrılmış biri olarak  bir anda kendimi iş hayatının o resmi ortamında bulmak beni serseme çevirdi,ne yapacağımı şaşırdım. Staj denen hadise her ne kadar öğrenciliğin devamı da olsa muhatap olduğunuz kesim değişiyor,artık sizden ders çalışmanız değil hayata atılmanız bekleniyor. Bunlar yetmezmiş gibi kişisel hayatınıza,arkadaşlarınıza da zaman ayırmanız gerekiyor,daha doğrusu bunun ihtiyacını duyuyorsunuz. İşte bunların hepsini  yürütmek bana başlarda çok zor geldi. Kendimle gurur duyarak söyleyebilirim ki hiçbirinden vazgeçmedim ve şu anda  alışma açısından daha iyi olduğumu hissediyorum. Bunda tabi ki çalıştığım insanların enerjisi, muhatap olduğum insanların ılımlı davranışları da etkili. O yüzden iş hayatında öğrendiğim ilk şey rahat hissettiğin ortamda çalışmak önemli.

 Kendimden uzun uzun bahsedip dert yandıktan sonra bu postu yazmaktaki asıl amacıma geçiş yapıyorum:)) Hukuk fakültesinde okumaktan  ve  bu bölümü seçmeyi düşünen arkadaşlara deneyimlediğim şeylerden bahsetmek istiyorum.

Öncelikle kendimle ilgili söyleyebileceğim şeyler Ankara Üniversitesi'ni bu yaz aylarında bitirdiğim ve şu anda -yukarıda bahsettiğim gibi- avukatlık stajı yaptığım, aynı zamanda yüksek lisansa başlamak için şart koşulan sınavlara elimden geldiğince hazırlandığım olabilir. Her üniversitenin sınav sistemi farklı olduğundan söyleyeceğim şeyler daha çok bizim fakülteye göre olabilir,baştan söylemeliyim.

Hukuk fakültesini seçmeyi düşünenler için söyleyebileceğim en önemli şey; televizyonda,Amerikan dizilerinde gördüğünüz gibi bir mahkeme ortamını hayal ederek bu bölümü seçmeyi düşünüyorsanız şimdiden uyarmalıyım ki bizim hukukumuzda genel manada duruşmalar dosya-yani dilekçeler- üzerinden döner. Hakim dilekçenizi okur,eklemek istediğiniz bir şey olup olmadığını sorar ve duruşma noktalanır. Toplamda 5-10 dk süren bu duruşmalar sizi tatmin etmeyebilir. Avukatlık mesleği için konuşmam gerekirse mesleğin temel inceliği dilekçe yazımıdır. Dilekçeler avukatın imzası gibidir, ne kadar açık ve konu bağlantılı bir dilekçe ortaya koyarsanız davayı kazanma ihtimaliniz o kadar artar. Kardeşim de şu anda hukuk fakültesi 3.sınıf öğrencisi,bu yaz aramızda geçen bir diyalogda duruşmalarda 'itiraz ediyorum sayın hakim!' gibi repliklerin geçmediğini öğrendiğinde öyle büyük hayal kırıklığı yaşadı ki buna değinmeden geçmek istemedim:) Arkadaşlar ,ön planda her ne kadar kişilerin hayatı üzerinden davalar dönüyorsa da arka planda bunun evrak-dosya işi olduğunu unutmayın.Ne kadar güzel hazırlanmış bir dilekçe ortaya koyup kendinizi ifade ederseniz müvekkilinizi o kadar iyi temsil edersiniz.Dilekçe yazmak vs. sıkıcı mı?Bilakis,oldukça eğlenceli. Bulmaca çözmek gibi düşünebilirsiniz,karşı tarafın dilekçesinde açıkları ve yanlışları arıyorsunuz. Şahsen ben oldukça eğleniyorum:D

Hukuk fakültesi ile ilgili  çok bilinen bir yanlışı düzelterek başlayacağım arkadaşlar,bölümden bahsetmeye ..Hayır,kanunları ezberlemiyoruz. Zaten kanun dediğimiz şey bir ders için bir tane var gibi bir şey değil, bir dersle ilgili mevzuat(yönetmelik,kanun vs.) o kadar geniş ve sürekli değişiyor ki ezberlemek garip olur zaten:D Ama şunu söyleyebilirim eğer bir kanun maddesi kitapta,derste sürekli geçiyorsa ya da en azından konu başlıkları olarak kanun maddelerini bilmeniz bekleniyorsa,pratik sorularda sürekli karşınıza çıkıyorsa öğreniyorsunuz.

Bunu açıklığa kavuşturduktan sonra sınavlar hakkında bilgi vereyim.Sınav zamanları ki genelde gördüğüm kadarıyla diğer bölümler için hafta sürerken -sınav haftası gibi- bizde sınav ayı olur. 3 haftalık bir zaman dilimde vize-final sınavlarına gireriz,o yüzden oldukça zor geçen,kurdeşen dökmelik bir zaman dilimine de yayılı olarak çalışmamız gerekir. Fakültede genelde her öğrenci sınavların başlangıç tarihinden 1 ay önce elini ayağını dünyadan çeker ve ders notlarına gömülür.
Bu süre zarfında bir yandan o zamana kadar işlenmiş konuları çalışırken bir yandan da güncel devam eden ders notlarını takip edersiniz. Söyleyebilirim ki bahsettiğim bu 2 aylık süreç kolay geçmiyor ama abartılarak anlatılan sabahlara kadar uyumuyoruz,sürekli ders çalışıyoruz gibi mi?Hayır tabi ki de. Eğer yıl içinde düzenli olarak dersleri takip eder yada ders takip etmekte zorlanıyorsanız bile notlarını düzenli okur-not çıkarırsanız( artık çalışma stiliniz nasılsa) bu süreçte de düzenli uykunuzu da uyursunuz, filminizi de izlersiniz,arkadaşlarınızla dışarı da çıkarsınız. Tüm dersleri çalışmak için son aya bırakırsanız tabi ki uykunuzdan olursunuz. Bu tamamen sizin seçiminiz anlayacağınız:)
Düzenli çalışmaktan kastım,hocanın işlediği konuları takip ederek,mümkünse onun çok arkasında kalmadan konuyu en azından okumak-ben gibi not çıkararak çalışan biriyseniz bunu son ayda yapmanız zaten imkansız bir şey,o yüzden notunu da çıkarmak- son haftalarda yapmanız gereken konuyu öğrenmek değil,konuyu tekrar etmek olmalı ve bol bol da somut olarak üzerinden pratik çalışmak. Pratik çalışmayı da şu şekilde anlatabilirim, hocalarımız genelde sınavda yaşanan olaylar üzerinden soru sorarlar ve bu sorularda önce bahsedilen konunun hangi ders başlıklarına girdiğini,bu başlıkların istisnaları -şartlarını vs. anlatmamızı beklerler. İşte bununla ilgili öncesinde ne kadar pratik soru çözerseniz konuları  kafanızda o kadar oturtursunuz, bu da size yüzeysel olarak kanun maddelerini öğrenmeyi değil,konuyu yaşamdaki olaylarla onları bağdaştırmanızı sağlar.

Değinmek istediğim diğer bir mevzu,ders devam zorunluluğu..Genel olarak devlet üniversitelerinin hukuk fakültelerinde devam zorunluluğu olmadığını biliyorum,tabi ki bazı hocalar devam zorunluluğu şartı koşabiliyor. Devam zorunluluğu olmamasından bahsetmemin nedeni ise bunun genelde öğrencileri tembelliğe ve çoğu derse takip etmemeye itmesi.(maalesef ben de öyleydim:D) Tavsiyem şudur ki önemli olan dersleri -zaten yıla başlarken öğreniyorsunuz- en azından kendinize birkaç tane ders belirleyip onları düzenli olarak takip etmeniz. Üniversitenin ilk yılında doğru dürüst okula gitmemiş biri olarak söyleyebilirim ki çok pişmanım:)) Okulda zaman geçirmek,hocalarla bire bir muhatap olma şansını yakalayabilmek,hiç olmazsa kantinde oturup bir bardak çay içmek gibisi yok.. Arkadaşlar bölümünüzdeki kişiler sizin gelecekteki meslektaşlarınız, o sohbet ortamını yakalayabilmek başka yerlerde hiç kolay olmuyor, o güzel zamanları elinizin tersiyle itmeyin..

Dersler-çalışma dedik,bir de pratiğinizi nasıl arttırabileceğinizden bahsetmek istiyorum. Özel fakültelerin birkaçında okul dönemi içinde staj olduğunu duymuş olsam da devlet üniversitelerinde -maalesef ki- okul döneminde staj yok. Yani bir avukatın yanına gidip 'stajyer' kimliği altında çalışmanız için mezun olmanız gerekiyor. Fikrimce bu bölümümüzün kanayan yaralarından. Öğrenciler mezun olduğunda bir dilekçe yazmayı geçtim,bir dilekçe nasıl okunur onu bile bilmiyor. Dava dosyasına aşinalığı yok, en basit terimleri bile bilmekten aciz ve bu konuda öğrencinin hiçbir suçu yok. 4 yıllık eğitimin sonunda eveet şimdi de staja başlayayım diye düşünmeyin. Yıl içinde yapmakta zorlanıyorsanız bile yaz tatillerinizde bir avukatla görüşüp onun yanına giderek en azından o ortamın havasını bir soluyun. Dosya okuyun,kararları incelemeyi öğrenin. Nerede ne yazıyor,dilekçelerin temel püf noktaları ne,bunları öğrenin. Merak ettiklerinizi sorun -ki gördüğüm kadarıyla meslektaşlarımız size bir şeyler katmayı seviyorlar,siz öğrenmek istediğinizde istediğinizden çok daha fazlasını veriyorlar- Verebileceğim en büyük tavsiye birkaç büroya giderek mesleğinizin sahasını görmeniz olur. Size çok şey katacağına eminim. İleride CV'nizde de oldukça iyi görünüyor,hem de kendi mesleki çevrenizi oluşturmaya başlıyorsunuz.

Oldukça uzun yazdığımı şimdi fark ediyorum:D Fakülteye başlarken kafamda soru işareti olan konulara değindim daha çok, o yüzden sizin merak ettikleriniz olursa sormaktan çekinmeyin,elimden geldiğince cevaplarım:)
Şimdilik kendinize iyi bakın,mutlu kalın efenim:))







6 yorum:

  1. Çok güzel bir yazı olmuş ellerine sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ediyorum,o senin güzel bakışından:)Mutlu kal..

      Sil
  2. blogu açtığından beri takibindeyim cidden harika bi insansın

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ediyorum efenim, sizler iyi ki varsınız:)

      Sil
  3. Hukuk okumak zor. Gel ki fakülte sayısı arttı nitelik sorunu oluştu ama kutsal ve zor meslek olduğu için eğitimi de zor tabi. Bloga ara vermek kötü yeni bir yazı hoş olur. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nitelik sorunu şu an bizim de çok yakındığımız bir mevzu ne yazık ki..Sevdiğiniz bir alan olunca onca zorluğu göz ardı edebiliyorsunuz,önemli olan yaptığınız herhangi bir şeyi sevmek fikrimce:)Yeni bir yazı yazmayı planlıyorum,hatırlattığınız için ayrıca teşekkür ederim,mutlu kalın:))

      Sil