7 Ağustos 2016 Pazar

''Hasretle nasıl başa çıkar ağaçlar?''

Uzun zamandır yazmadığımdan olsa gerek şimdi bir şeylere başlamanın zor olmasıyla,her şeyi bir çırpıda anlatmak arasında sıkışıp kalmış gibi hissediyorum.Zor bir zamandan geçiyorum,gerçi hangimiz hayatın artık eskisi gibi huzurlu sürdüğünü söyleyebilir?Ne diyebilirim ki,zor zamanlardan geçiyoruz.Yapı olarak güçlü bir insan sayılmam,en azından gerektiği kadar güçlü değilim sanırım.Güçlü olmanın ölçütü var mı?Bir insan her gün ağlayarak uyumamak için ne kadar güçlü olmalı?.. Kimseyi anlatamadığınız şeyler olmuştur,ne kadar çabalarsanız çabalayın anlaşılamayacağınız hissini en azından bir kere yaşamışsınızdır. Şimdilerde dünyaya acımı anlatamıyorum.20 yaşında bu denli acıyla baş etmek doğru gelmiyor.Buna hazır değilim,diye bağırmak istiyorum.Sadece basit dert örgülerinin arasında kaybolmalıyım.En büyük derdim geçemediğim ve seneye kalan derslerim olmalı yada bir arkadaşımla aramda oluşan anlamsız soğukluk. Ben buna hazır değilim,hazır olmak istemiyorum,hiçbir zaman hazır olmak istemedim.
Birini özlemenin bir sınırı olduğunu düşünürdüm, içiniz biraz yanar,gözleriniz dolar,ya da en fazla burnunuzun direği sızlardı. Birinin özlemenin nirvanası bu kadardı işte bende.Bir insan en fazla bir burun direği sızlaması kadar özlenebilirdi. Her gün uyanmak istemeyecek kadar kimse özlenemez yada yeniden yeniden yeniden uyumaya çalışmak kadar.Hiçbir şey birinin ''özledim'' demesinin kıymetini ancak ondan koparıldığında anlamak kadar acı verici olmuyor.Hiçbir şey bir limonlu sodada dahi onun ezberlediğiniz yüzünü sağ tarafınıza baktığınızda göremeyecek olmak kadar koymuyor. Hiçbir şey acınızı hafifletmiyor,kimse derdinize derman olmuyor,yaşamanız sadece nefes alıp vermekten ibaret olduğu raddede gülmekten vazgeçiyorsunuz. Boğazınızdaki koca yumru,kalbinizin hiç acımadığı kadar yandığı bir anda gülmek istemiyorsunuz.Gülmeye çalışmaktan çoktan vazgeçtim...O yanımda değilken bir şeylere gülmek hayatı kandırmaya çalışmak gibi geliyor.
Günleri sayıyorum,şükürler olsun bir gün daha bitti, diye yatağa gömülecek kadar canım yanıyor.Şükürler olsun,en azından bir gün eksildi.Nefes al ve nefesini ver..Bir nefeste özledim derken hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamak...
Ağlarken  bağrına vuranları görmüşsünüzdür mutlaka,o hareketi hiçbir zaman anlamlandıramadım.Bir insan neden göğüs kafesine ardı ardına vurur ki? Bunu ancak yumruğunuz bağrınıza gittiğinde anlıyorsunuz.
Kalbiniz o kadar çok acıyor ki,oraya sıkışıp kalmış nefesinizi kurtarmak için vuruyorsunuz yumruğunuzu.Acıyı bir an için unutmak umuduyla. Yumruğunuz kontrolünüzden çıkıyor.
Nefes al ve nefesini ver..Acıyla nasıl başa çıkılır?Güçlü olmanın ölçütü var mı?Hala uyanabildiğim için güçlü sayılabilir miyim?Keşke bilim kurgular gerçek olsa.Ne bileyim bir uzay istilası yaşasak yada bir ufo beni alıp götürse bu dünyadan.İnsan acıyı terk edebilir mi çok isterse?Ya hasret..Ne zaman sonlanacağını bilmeden birini özlemek ne zaman sona erer? Alışmayı bırakın,gelen her gün daha da ağırlaştırıyor beni,alışacaksın lafını duymak istemiyorum,alışmak istemiyorum.Yokluğuna alışmak istemiyorum,onsuz bir günümün daha geçmesini istemiyorum,yokluğuyla başa çıkmak istemiyorum.Her an, her yer, her şey, her yüz onu hatırlatırken,nerede ne tepki vereceğini bilerek bir anda kendi kendime gülmek istemiyorum.Bir şeyler anlatmak için gülerek yanıma döndüğünde koca bir boşlukla karşılaşmak istemiyorum.Onu sevdiğimi daha sık söylemediğim için bu kadar üzülmek istemiyorum.Onu sevdiğimi ona söylemek istiyorum,fotoğrafına değil.Onu özlediğimi ama artık gelmesi gerektiğini,benden bir şey kalmadığını..
Fotoğrafımıza ne kadar dikkatli bakarsam o mutlu zamana dönebilecekmişim gibi hissediyorum,koca bir kabus yaşanan ve ben ona sarılarak uyanacağım.Çok korkunçtu,diyeceğim.Çok korktum.Ömrümde bu kadar korkmamıştım.
Başımı iki yana sallayacağım her şeyi silmek istercesine,sonra o gülecek halime,ben de güleceğim onun gülüşünü duyunca.Utanacağım, o yanaklarımın kızarmasıyla dalga geçecek.Yanımda olacak,yanımdan ayrılabileceği ihtimali bile aklıma gelmeyecek.Onu sevdiğimin bu denli ayırdında olmayacağım,nefes almak kadar normal gelecek,acıkmak kadar.
Çok korkunçtu diyeceğim,Allahım ne korkunçtu..
Bu yazıyı yazmamış olmayı dileyerek yazdığımı bilin.Hiç yazmamış olmayı dilerdim,bunu hissetmemiş olmayı..Sadece size yanınızdakilerin kıymetini bilin demek için yazacaktım aslında,bu kadar uzatmadan, affola.
Yanınızdakilerin kıymetini bilin,gülüşlerinizin,kahkahalarınızın,kavgalarınızın,kavga ederken diğer günün planını yapmanın..Her anın sizin muhteşem ve biricik hikayenizin bir parçası olduğunu bilin.Şükredin.Yaşadığınıza,nefes alıp vermekten bahsetmiyorum,gerçekten yaşadığınıza.Her gününüze,hayatınızın her salisesine.Sevdiklerinizin kıymetini bilin,sevmek fark edilmiyor yaşarken,ama sizden ricam, durun ve sevdiklerinize 'seviyorum seni' deyin.İnanın bana,fazladan bir kere daha söylemediğiniz için  pişman olup uyuyamamaktansa, onun gülüşünü bir kere daha görmek dünyalara bedel. Seviyorum seni..Çok zor değil,sadece sevdiklerinizin farkında olun,onları sevdiğinizi fark edin.Orada,hayatınızda olduklarını,sizi siz yaptıklarını,her şeyin onlarla güzel olduğunu.
Fark edin.Sevgiyi..Seviyorum sizi...
Mutlu kalın..




14 yorum:

  1. Evet yakiştiramasım bu yazıyı sana. 18 yaşimdayım. Sınav senem bana göre hayatımın en en önemli senesiydi. Boğaziçi için deli oluyodum ve birçok gedakarlık yapmiştim ömür boyu. Sınav senemde annem kanser oldu. Ayrıntılara giremiceö ama gerçekten çok zordu onu öyle görmek... Ve ben hep çalişmaya devam ettim çünkü annem iyilwşince kızımın derslerini kötü etkiledim demesin diye. Anne bak üniversiteyi kazansım diyecektim çünkü . Ve o zaman dünyanın en mutlu insanları olaaktık. Sınavdan bir hafta önve annem öldü. Bir ablam ve annemle benden daha az vakit geçirmiş bir kardeşim var. Düşünüyorum ki ölüm bir son değil. Hatta iyi insanlar için daha güzele daha çook daha hatika ve sonsuz bi yasam için baslamgiç. Ve umarım iyi bir insan olurum ve annemle kavusabiliriz. Bunu öyle çok istiyorum ki. Ama onun için yas tutmaya devam etmek sadece kedime üzüldüğüm için olur bence.

    YanıtlaSil
  2. Yani elimden ona dua etmek gelir kendi ve geriye kalan ailen için dua etmek gelir. Ve onun içinde kalan yapamadiği şeyleri yapmak .hatta kendi hayallerimi gerçekleştirmek. Hatta insanliğa ve belki kim bilir tüm dünyaya yardım etmek gelir. Evet hergün hatırlıyırum onu. Evet bazen gotoğrafıns bakarken ağliyorum bazen de gülümsüyorum. Evet ğişmanlıklaım da çok... Ama suan hayatta olan sevdiklerimle daha baska bi hayat yasamaya çalişiyorum ğişmanlıklarımın bana verdiği dersler. Her sey basarı kariyer deüil bi kere bunu öğrendim ki benim için çok güç ıldu bunu öprenmek. Umarım dolu dolu iyilikle mutlulukla şükürle sevdiklerimle dolu bi hayt yasatım, yasarsın. Öşrendiklerimi unutmadan yola devam etmek ve insanların hayatına gönüllerine dokunabilmek istiyorum. Üni tercihlerini yapalı birkaç gün oldu. Tıp gakültesine gideceğim. Hangisi tam kesin deüil işte şimdi

    YanıtlaSil
  3. Ve annemin bunu görmesini evet dünyalat kadar görmek isterdim ve tüm lise haytım bıyunca ona tvnin sesini açtirmedişim için sırf ben ders çalişiyorum diye, haftasonları benim için evde oturdüğü için annem bunu görmeyi en çok hak ednlerdendi. Ama en azından o şimdi acı çekmiyor insallah. Ben de güzel mutlu ve onun istediği gibi gerçekten bos seylere üzülmesen hayallerimi gerçekleştirerek sevip sevilerek bir hayat sürmek in dua edip çabaliyorum. Be sonra onu görünce diyeveğim ki insallah. Bak anne bak ne güzel bir kız büyütmüşsün bak neler yaptım...

    YanıtlaSil
  4. Yanıtlar
    1. Sana bir şey diyemem gerçekten,kelimelerimi yitirdim.Sen ne güzel bir insansın..Sanırım şimdiye kadar çok büyük bir acı çekmediğim için kendime gelmekte zorlanıyorum,ki yaşadıklarının yanında benimki fıkra gibi kalır sanırım.İşte bir yaşayan biliyor yaşadığını,diğerleri de en büyük acıyı ben yaşıyorum diye çırpınıyor.Çırpınışımdan yazdım,bir parça rahatlarım umuduyla,affet..
      Bence insanlar en güzel 50li yaşlarında güzeldir-hayatta tatmadıkları çok az şey kalmıştır,çoğu şey onları yıkamaz.Sense 18 yaşındasın ve çoktan güzelleşmişsin.Yüreğimi titrettin,ne diyeyim.Ömür boyu mutlu olmanı can-ı gönülden istiyorum.Dualarımda sen,annen ve ailen de olacak bundan sonra inşallah yüreği güzel insan..

      Sil
  5. Ne affetmesi affedilecek bi şey yok.. Ve güzel sözlerin düşüncelerin için de çok tesekkür ederim :> bir insanın en çok dualarında olmak isterim. Umarım, umarm hepimiz mutlu be huzurlu oluruz. Hoşçakaaal

    YanıtlaSil
  6. Merhaba blogunuzu yeni keşfettim ve artık takipteyim :)
    Bana da uğrarsanız çok sevinirim...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldiniz,mutluluk getirdiniz:)

      Sil
  7. Son zamanlarda her gün kullandığım bu cümleyle açıklamışsın sende hissettiklerini "keşke en büyük sıkıntım alttan kalan dersim olsaydı." Yüreğinin güzelleğine sağlık. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu içten yorumun için çok teşekkür ederim,keşke sadece ufak sıkıntılar yaşasak değil mi?:)Mutlu kal..

      Sil
  8. Encontrei seu blog e é uma honra estar a ver e ler o que escreveu, quero felicitar-vos, pois é um bom blog, sei que irá sempre fazer o melhor, dando-nos boas noticias, e bons temas.
    Quero aproveitar a oportunidade para partilhar o meu blog : Peregrino E Servo.
    Vou ficar muito feliz se tiver a gentileza de fazer uma visita ao meu blog.
    PS. Se seguir, fique a saber que irei seguir também seu blog, deixe o link.
    António Batalha.
    A Verdade Em Poesia.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Thank you for kind message and visited my blog, but i don't your language,so this message is complicate for me.Whatever,welcome and stay happy:)

      Sil