27 Temmuz 2012 Cuma



                                  AYAKKABILARA DEVAM...


ayakkabı resimleri paylaşmaya devam edeyim bari.bir şey yazasım gelmiyor bugün..


***


***

***





26 Temmuz 2012 Perşembe

                                                    bu şarkıya bayılıyorum ya:))

                      <3 KORE DİZİLERİNDE ENLER<3
O kadar çok kore ile alakalı blogta ENLER yazısı gördüm ki ben de yazmazsam ayıp olur şimdi dedim.hem de çok hoşuma gitti,izlediğim bütün dizileri şöyle bir gözden geçirmek istedim.:)

YAZ YAĞMURLARI ÖDÜL TÖRENİ

en şaşırtıcı dizi:Queen in hyuns man.kesinlikle mükemmel bir diziydi.ilk üç-dört bölümde aşklarını itiraf edip çıkmaya başlayınca acaba sonraki bölümlerde neler olabilir ki diye düşünerek hemen bitirmiştim diziyi.aynı anda hem gülümseme isteği hem de ağlama isteği uyandıran ve neler olduğunu şaşırarak izlediğim dizilerin en iyilerinden biriydi:)


en sıkıcı dizi: Baby faced beuty.izlerken o kadar sıkılmıştım ki bölümleri ikişer üçer atlayıp izlemiştim. herhalde bir-iki saatte diziyi tamamlamıştım:)diyecek bir şey yok.dizi beni hayal kırıklığına uğrattı.daha farklı bir şeyler bekliyordum.

en şeker dizi:tabi ki my girlfriend is gumiho.o kadar tatlı bir diziydi ki.son bölümlerine doğru hem gülüyor hem ağlıyordum.muhteşem bir diziydi.kore dizileri tarihinde unutulmayacak yapımlardan biriydi diyebilirim(fazla mı abarttım yoksa he he^_^)

en sürükleyici dizi:playful kiss ve BOF bu kategoriyi hakkıyla dolduruyor bence.çok tatlı iki romantik komedi dizisiydi(romantik komedi hayranı olduğum için:)).dönüp dolaşıp izlediğim dizilerin başında yer alıyor.kaç kere izlediğimi bilmiyorum o kadar yani:D

en klişe yıkıcı dizi:aklıma hemen secret garden geldi.adam resmen prensiplerini yıktı geçti nasıl klişe yıkmasın:)ee ne demişler yürek ferman dinlemez ya da böyle bir şey(emin değilim^_^)oyuncu kadrosu muhteşem olmakla beraber şaşırtıcı bir fantastik diziydi.
en komik dizi:secret garden'daki replikler çok iyiydi gülmekten gözümden yaş geldi o derece.bir de love rain'i çok beğendim bu konuda.o da müthiş bir dizi.başta iki-üç bölüme bakıp bıraktım ama ondan sonra öyle bir hal aldı ki dizi bırakamadım:)ve şimdi en sevdiğim diziler arasında yer edindi.
en acıklı dizi:bu konuda kimse one litre of tears'ın eline su dökemez bana göre:)o kadar etkilendim ki gün boyu bu diziyi düşündüm durdum haliyle ruh halimde meydana gelen çökmeyi de tahmin edersiniz.az kalsın bunalıma giriyordum:D koziaro-sky love da bu kategoride güzel bir dizi.ama izledikten sonra keşke sonu böyle bitmeseydi diye bayağı söylendim:)
en yakışıklı bol:düşünemeye bile gerek yok.kesinlikle boys over flowers!:D bu konuda diyecek söz bulamıyorum.bu kadar yakışıklıyı bir diziye toplayıp bizi kalpten diğer tarafa falan göndermeye çalışıyorlar diye düşünmedim değil:)yakında hanazakari no kmitachie'nin kore versiyonu başlayacak bence o da bu kategoride yerini alacak:))
en güzeli bol:böyle bir diziye rastlamadım:)tamam,kıskançlığı br tarafa bırakırsak hearstrings'teki kızlar fena değildi:D

en klasik:full house oldukça klasikti ama bu eğlenceli bir dizi olmadığını anlamına gelmiyor.beğendiğim dizlerden biridir.tabi rain'i de seviyorsan diziyi izlememek ayıp olur:D
en değişik:49 days çok değişik egzantirikti:)n'oluyor yaww dedim ilk baktığımda.kızın ilk bölümde öbür dünyayı boylayacağını düşününce çok tatlıydı vah vah demeden edemedim:D
en tatlı çift:düşünmem lazım şimdi:D a gentleman's dignity'deki çifti çok beğeniyorum.ikisi de dobra olunca komik bir dizi çıkmış ortaya.başkaaaa,big'deki ve hearstrinsteki çifti de seviyorum:)

en tatlı ilk erkek:
başta(karar vermekte zorlanıyorum işte anlayın:))(aradan bir saat geçer,şaka şaka:D)LEE MİN HO(bof-city hunter).

2.jang geun suk(love rain-mary me marry-you are beautiful..)kesinlikle göz dolduran bir oyuncu.hem çok tatlı hem de karizmatik:)rollerinin üstünden hakkıyla geliyor.

3.jung yong hwa(heartstrings)=>çocuğun karizması yeter ya:D ama buraya so yi jung(bof-still marry me)'u da koyalım.


ve benim favorim kim hyun joong.tamam dizilerde öyle pek bir sevimliliğini görmedik.aksine soğuk mu soğuktu kendisi, ama ne yapayım yani çok seviyorum kendisini:D
en tatlı ilk 3 kız:
1.shin min ah.(gumiho).o kadar tatlı ve saftı ki.bebek gibi görünmüştü gözüme.aynı zamanda ne kadar itiraf etmek istemesem de çok da güzel.
2.yoo in na(queen in hyuns man).gülümsemesi de kendisi de çok tatlı.aklına ne gelirse yaptığı için biraz saf gibi görünse de...:D

3.im yoon ah(love rain).dizi melodram olduğu için kıyamam durmadan ağladı durdu.benim bile gözlerim ağrıdı o derece:D 

en güzel müzikler:ayrım yapmak çok zor.kore müziklerini , dizi ostlarını hepsini çok seviyorum.bu durumda mp3ümün bunlarla dolu olmasına şaşmamak gerek:)
en gerilimi, aksiyonu ve intikamı bol:kesinlikle ghost.evde yalnızken izledim ortalarından birkaç bölüm,arkamı kontrol edip durmaktan diziye yoğunlaşamadım:D(tamam,biraz fazla evhamlıyım:))senariste hayran kaldım.alkışlıyorum yani.böyle bir senaryo için çok ter dökmek lazım.mükemmel bir dizi kesinlikle çok sürükleyici.

bölüm sonu itibari ile merak ettiğim dizi:city hunter.diğer bölümleri kesinlikle çok hoştu ama son bölüm olmamış abi ya.sonunda buluıştular mı yoksa lee min ho öldü de kız hayal mı gördü,daha da kötüsü ayrıldılar mı hiiç anlamadım.ben de kendi beynimde senaryo yazdım sonuna,iyi mi:D zaten kore dizileri iyi hoş da sonunda toplayamıyorlar şöyle güzelce:)

ilk göz ağrısı:düşlerimin prensi(goong).çok güzel bir diziydi.izlemek için hep yarım saat önceden televizyonun karşısına kurulurdum.zaten kore dizilerine başlamam da bu dizi sayesinde oldu,çok müteşekkirim yapımcı:))

tarihi dizilerden enler:sungkyunkwan scandal ve the moon that embraces the sun bu konuda ilk sıralarda fikrimce:)mükemmel senaryo ve romantik komedi tadında.severek izlediğim iki dizidir kendileri.:D

EN BAŞARILI İLK ON DİZİ:
1-boys over flowers
2-playfull kiss
3-a gentleman's dignity
4-heartstrings
5-coffee prince
6-goong
7-you are beautiful
8-prosecutor princess
9-ghost
10-queen in hyuns man

EN KEYİFLİ İLK ON DİZİ:
1-boys over flowers
2-playfull kiss
3-a gentleman's dignity
4-the moon that embraces the sun
5-syungwol scandal
6-coffee pirnce
7-a gentleman's dignity
8-big
9-you are beautiful
10-love rain


24 Temmuz 2012 Salı

                                       SANA BAKIYORUM VE SANA BAKMAYI
  DÜNYADAKİ TÜM TABLOLARA BAKMAYA YEĞLİYORUM...




     kız güldü sessizce.
-hoşçakal o zaman,dedi.çaresizlik vardı sesinde.arkasını döndü çocuk gülmeye çalışarak:
-neden böyle olmak zorunda diye bile sormayacak mısın?bu kadar mı nefret ediyorsun benden?,dedi.kız gözlerinden akan yaşları durduramıyor,oğlanın sırtına bakarak konuşuyordu:
-nefret daha güçlü bir duygu değil mi aşktan?seni kolayca unutmamı istiyorsun nefret etmemi nasıl beklersin,dedi.oğlanın gözleri kızarmaya başlamıştı:
-her neyse.bitti bu ilişki değil mi?arkadaş kalalım gibi saçma bir şey söylemeyeceğim merak etme hiçbir zaman tutulmayan bir sözdür bu,dedi.kız gülümsemeye çalışıyor ama dudaklarını titremekten hareket ettiremiyordu.
-hoşçakal,dedi sessizce.ortaya düşmüştü sözler.oğlan dimdik karşıya bakarak:
-kendine iyi bak ve..benden daha iyi birini bul,dedi.kız başını sallayarak:
-tabi ki öyle olmak zorunda,dedi.oğlan omuzlarını dikleştirdi ve arkasına bakmadan yürüdü gitti.kız arkasından öylece baktı.ne yapabilirdi ki arkasından koşacak cesareti yoktu.tozpembe kurgudan oluşmuş bir dizi çekseydi eğer gider arkasından sarılırdı ona.gitme kalbim seninle doluyken nasıl başka birine bakabilirim gördüğüm her yüzde sen varsın,gittiğim her yerde anılarımız uçuşuyor,derdi.çaresizce bir adım attı öne doğru.boğazı gözyaşlarından kurumuştu:
-gitme,dedi sessizce.rüzgar taşısaydı sesini kimse görmesin diye kuytu bir köşede ağlayan çocuğa.onu bu kadar seviyorken bırakmak o kadar zor gelmişti ki...ama bunu onun için yapmalıydı.nereden bilebilirdi ki abisinin de onu sevdiğini.hayattaki tek dayanağının yıllarca bu kızın arkasından baktığını,öyle ya da böyle öğrenmiti işte gerçeği.kalbini dolduran bir kız vardı bir tarafta,diğer tarafta hayatını borçlu olduğu ağabeyi..seçim yapmak istemese de aralarında abisine buna yapamazdı.eve gitti gözlerini silerk,büyük bir utanç içinde.abisi başta anlamadı problemi.zamanla çözdü küçük kardeşinin derdini.bir şey diyemedi,kendinden utandı sessiz kaldı.

aradan üç ay geçti.kız eriyip gitti herkesin gözünün önünde.toplayamadı kendine.o bile bilmiyordu ki bu kadar sevdiğini nasıl başkalarını açıklayacaktı bu aşkı?
oğlan da mahvolmuştu.hiç bir şey yapası gelmiyordu,robot gibi yaşamaya çalışıyordu sadece.gittiği yerlere gitmez olmuştu onu bir kere daha görme korkusuyla.söyleyecek o kadar çok şeyi varken hiçbir şey söyleyememek ağır gelmişti kalbine.birini bu kadar sevmeyi nasıl öğrenmişti kalbi?
abisi karşısına aldı kardeşini.
-ben onu çok sevdim diye sen sevemez misin sandın çocuk?o bir oyuncak mı ki bana öylece veriyorsun?kalbini bir kenara nasıl bu kadar atabilirsin?aldığın oksijenle mi yaşanır sandın sadece,kalbin atmazken böyle?git,özür dile ondan durumu anlat yalvarırcasına.bir aptal yüzünden aptallık ettim affet beni de,dedi.kardeşi ona baktı.ilk defa gözlerinde hayat belirtisi vardı.aylarca  sanki makineye dönen kalbi hızla atmaya başladı kalbi,aşkla.
koştu kıza.baktı öylece uzaktan bir süre.sonra yavaş adımlarla yaklaştı arkasından.mırıldandı af dilercesine,dilenircesine.
-senden uzakta kalmaya gücüm yetmedi,dedi.kız döndü sevdiği çocuğun sesini duyunca.dolu gözlerle baktı oğlanın yüzüne.
-yeni mi anladın bunu yoksa bu kadar zor muydu beni sevmek,dedi.çocuk anlattı olup biteni.
-senden hiç vazgeçmedi kalbim.sadece yanında olamadım ama ne yapsam dönüp dolaşıp sana geliyor yollar.nasıl bir labirentteki kalbim  bulamadı çıkış yolunu,unuttu dış dünyayı.sonradan fark etti aslında bu karmaşık labirentte daha mutlu olduğunu.affet,geç oldu,çok geç mi kaldım seni geri almak için,dedi.kız yaklaştı çocuğa:
-sen beni hiç bırakmadın ki,dedi.sarıldı yavaşça,ayların hasretiyle.oğlan da sardı kızı sıkıca.kalplerinin eş zamanlı atışlarını dinlediler sessizce.işte bu dünyada en rahat olduğum yer dedi içinden çocuk
işte bu yaşamanın ne demek olduğunu kavradığım yer dedi aynı anda içinden kız.yağmur yağmaya başladı.bütün üzüntülerini alıp götürdü üzerlerinden...buluşmalarına dayanamayıp ağlayan bulutlara baktılar ikisi de sonra birbirlerine çevirdiler başlarını,aylardı ilk kez aşkla gülümsediler,sadece birbirlerine ait olan aşkla...
   
                                       <3PARİS'TE AŞK<3
                   
       kesinlikle muhteşem bir kitap!paris'e gitme isteğiyle yanıp tutuşuyorum:)
kitap,bir kızn babasının isteğiyle(zorlamasıyla)paris'teki özel bir okula gitmesi ile başlıyor.kız başta okuldan nefret etse de gün geçtikçe-edindiği arkadaş grubunun ve 2 metrede bir sinema olmasının da etkisiyle-paris'r aşık olur.sadece paris gibi büyülü bir şehre aşık olsa yine iyi ama ona burayı sevdiren en iyi arkadaşı etiene'ye-st.clair-aşık olur.
     atlanta'da bıraktığı toph ve her seferinde yüreğini hoplatan etiene arasında gidip gelirken toph'un en yi arkadaşıyla çıktığını öğrenir ve bu bocalamadan kurtulur.ama etiene'nin başka birisiyle ilşiki yaşaması herkesi yıpratmaktadır.ikisi de duygularını itiraf etmeye çekinirken etiene annesinin kanser olduğunu öğrenir ve bu ikisinin daha da yakınlaşmasını sağlar.etiene'nin bir karar vermesi gerkemektedir ama verdiği kararı kızımız kabul edecek mi?
    kitap tam beklediğim gibiydi.anna-kızımız-asıl evini sonunda buluyor:))
kapağın arka kapağı:



   Ah Aşk... Ne Seninle Ne de Sensiz... Bu kitabı okuduğunuz süre boyunca âşık olma hissi bütün benliğinizi saracak...

     Anna; babasının isteğiyle lisedeki son yılını Atlanta'dan, evinden, annesinden, en yakın arkadaşı Bridgette'den ve hoşlandığı çocuk Toph'tan ayrı bir şekilde geçirmek zorunda kalmış ve Paris'teki Amerikan Okulu'na yazdırılmıştır. Hem alıştığı yaşam tarzından uzaklaşmak hem de yeni bir kültüre uyum sağlamaya çalışmak Anna için çok zordur. Fakat kısa zaman içinde kendine yeni arkadaşlar edinir. Tabii onu Paris'te özel hissettiren biri vardır: Etienne. Fakat Etienne başka biriyle ilişki yaşamaktadır. Anna; Etienne ve Toph arasında gidip gelmekte ve ait olduğu yeri yani "ev"ini aramaktadır.

Çok sevdiğim bir lisem vardı; artık yok.
Çok sevdiğim bir çocuk vardı; artık yok.
Çok sevdiğim bir arkadaşım vardı; artık yok.

Artık Paris benim de evim.
Yeni arkadaşlar, yeni aşklar...
Ah aşk...
Ne seninle ne de sensiz...

  Oysa ben imkânsızı değil, gerçek aşkı arıyordum.
Ama aşk, hayallerde yaşanamayacak kadar gerçek; hayalleri süsleyecek kadar pembeydi Paris'te...
Yazar: Stephanie Perkins
Yayınevi: Arunas Yayıncılık
Çevirmen: Burcu Çelik
Sayfa sayısı: 320


kitaptan bazı sözler:
-''sana aşk şiirleri kitabı aldım!karanlık bazı şeylerin,gizlice,gölgeyle ruh arasında,sevildiği gibi severim seni..''


-''ben nevresimlerimi ütülemiyorum!/ütülüyorsun ve ben buna bayılıyorum.''

-''hemen arkasından tuttum onu.ben arkandayım dedim.''




 
                              :)HER ŞEYE RAĞMEN GÜZEL BİR GÜN:)

 hava ne kadar da sıcak böyle:/ insanın kolunu kaldırası bile gelmiyor bu gidişle ramazanın sonuna zor çıkacağız:) dün sonunda kankamla konuştum da biraz rahatladım.akıllı arkadaşım telefonun şarjını bitirmiş sonra da kaybetmiş.buralarda bir yerde ama nerde olduğunu bilmiyorum diyor.gülmekten öldüm,deli ya:D
havanın sıcak olması dışında her şey yolunda sayılır.sadece bazen bir takım insanlar sinirlerimi hoplatıyor.gerçi bir şey yaptıkları yok da varlıkları bile sinirlenmeme neden oluyor:) her neyse...
   dün okuduğum kitaplardan birine tekrar şöyle bir göz attım süper bir kitaptı ya.bir günde bitirmişti.ne olacak acaba diye..ama maalesef son sayfasında seri kitabı olduğunu öğrendim.büyük bir sabırla ikinci kitabının türkçeye çevrilmesini bekliyorum.inş.çabuk çevrilir de ben de bu meraktan kurtulurum:)

çok sevdiğim bir grup olan SS501'den :))
                             video

23 Temmuz 2012 Pazartesi


                                        <3AYAKKABILAR<3
       bugün ayakkabı sevdam tuttu yine.google amcada şöyle bir arama ile çok hoş modellere rastladım.ama ne modeller!hepsi müthiş.birakçı da bunlar:

***


***

***


***

***


insanın paylaştıkça paylaşası geliyor.boys over flowers'ta go jun pyo'nun ablası geum jan di'ye:
-bir kadın için ayakkabı öenmlidir,diyordu.gerçekten de öyleymiş.büyük adımlar için güzel ayakkabılar..
(devamını diğer yazılarımda paylaşacağım:))