19 Ağustos 2012 Pazar

CENNET POSTACISI


ah ah hiç göremedik şöyle bir postacı ki nerdeee cennet postacısı:)yine konuya balıklama atladım^^,dün-yarın açamayacağım bayram ne de olsa düşüncesiyle-ne bulduysam izledim ve en beğendiğim filmlerden birine yerleşen HEAVEN'S POSTMANla tanıştım.
baştan alıyorum:
başrollerde kim jae joong(protect the boss'tan hatırlarsınız) ve han hyo joo(iljimae ya da shining inheritance desem:))yer alıyor.yani bana göre kim jae joong'un yer alması yeter de artar da film öyle bir filmdi ki ikisi de oyunculuklarını sergilemişler,ikisinden de gözünüzü alamıyorsunuz...
konusuna gelelim(BUNDAN SONRASINI İZLEMEYENLER OKUMASIN,BENDEN UYARMASI!!!:)
ıssız bir çayırda bir posta kutusu...insanlar ölen sevdiklerine mektup yazıp buraya atıyorlar.cennetin postacısı da onları sevdiklerine iletiyor...ya da insanlar böyle inanmak istedikleri için bunu uyduruyorlar,kim bilir?
hana da kendisine evli olduğunu söylemeyen sevgilisine(evli olduğunu sonradan öğreniyorsunuz)acımasız mektuplar yazan genç bir kız...
bir gün cennetin postacısıyla karşılar ve postacı ona işine yardım etmesi karşılığında saatliğine 20.000 won vereceğini söylerse?kızımız hiç beklemediğim bir şekilde reddediyor'' noluyor buna?'' diyemeden tekrar gelip teklifini kabul ediyor nihahaha:)
ardından başlıyorlar insanlara yardım etmeye,mektuplarda yazılan pişmanlıkları yok ediyorlar falan...tabi bu arada ufak tefek kıskanmalar baş gösteriyor.

tabi ki kim bilebilirdi ki bizim masum mu masum postacının da sırrı var.gerçi pek öyle büyük bi'(!)sır değilmiş.çocuk sadece kalbinde acı olanlara ve bununla baş edemeyenlere görünüyormuş,ammaan ne de önemsiz(!!).iyi mi kız bir sürü yerde kendi kendine konuşuyor gibi göründü,hiç mi düşünmezsin be adam!^_^
haklı olarak kız bunu öğrenince deli olur ve oğlanı bir daha görmek istemediğini falan söyler.(bunu ben de uyduruyor olabilirim tabi keke^^)çünkü eski sevgilisini unuttukça aşık olduğu çocuk gözlerinin önünde silikleşmeye başlamıştır.
çocuk, bir insanın insanlara ölen kişiler adına bir şeyler yolladığını öğrendiğinde(bunu kimsenin öğrenmemesi gerekiyor(muş))bu dünyayı terk eder.kız beraber çalıştıkları deniz fenerine gider ama ona ait ne varsa bu dünyadan silinmeye başlar.
bu da hatıra fotolarından biriydi:( 
diğer tarafta oğlana artık gerçek dünyaya dönebileceğini ama bu iki haftada yaşadıklarının sadece bir rüya olarak kalacağını söylerler.jae joon, hanaya ne olacak diye sorunca o da bunların hayal olduğunu düşünecek diye cevabını alır ve mecburen hayatına geri döner.
bir gün...hanayla postanede(ne kadar doğru bir mekan:))karşılaşırlar.ikisi de birbirlerini fark eder ve arlarında şu diyalog geçer:
jae joon:bir yerde...daha önce bir yerde karşılaş mıydık?
hana:bir yerde...neredeydi?
jae joon:mesela rüyamda...sonsuz çayırların olduğu yer...eski bir posta kutusu...çayırların içindeki eski bir posta kutusu...
hana:angel kafede...
jaejoon:otobüste
hana:deniz fenerinde...
jaejoon:bazen kafede...
ikisi aynı anda:bir sürü yer...haklısın.
işte bundan sonraki sahne romantik sahnelere taş çıkartır.o sarılmayı gözleri yaşlı seyrettim(filmi izlemeden burayı okuyanlara uyarı:bütün hevesi kaçtı işte:(  )
ben ı'm sorry ı love you da bile bu kadar ağlamadım,nedense bu daha duygu yüklü geldi ya da bugünlerde piskolojim bozuldu her şeyde gözlerim doluyor emin değilim^^
filmi şöööyle puanlayacak/özetleyecek/şey ettirecek  olursak
 bildiğiniz üzere koreliler film çekme konusunda (bana göre)türklerden kıtlar.ama bu film türkler için aşk tesadüflere sever gibi diyebiliriz:)ne kadar doğru bir açıklama olduğunu bilmesem de ben bu filme 10 üzerinden 10 veriyorum:)...

video

(yazıyı yazarken dinlediğim şarkı,tahmin edersiniz ki iyice duygusallaştım:)=>more than blue ost)

2 yorum:

  1. postun yarısını okumadım çünkü izlemedim :) Karşıma çoğu kez çıktı ancak izlemek nasip olmadı konusunu beğenmemiştim galiba pek hatırlayamıyorum :/ ya da üşengeçlik yapmışımdır :D ama izleme listeme tekrar aldım senin sayende teşrkkürler :)

    YanıtlaSil
  2. ne demek izlemelisin, bence beğenirsin:)

    YanıtlaSil